Umarım seri daha devam etmez mümkünse. Her film bir öncekinden çok daha kötü. Şimdi de zombileri bıraktık şeytanlarla uğraşıyoruz. Hoş bundan daha kötü film çekilmez orası ayrı. 10/1
Moğolistan’ın Gobi Çölü’nde geçen “The Story of the Weeping Camel” (Ağlayan devenin öyküsü) adlı 2003 tarihli belgesel filmde, bir deve zor bir doğumun ardından yavrusunu reddeder. Böyle bir durumda yavru hayatta kalamaz çünkü annesi ona süt vermez. Develerin sahibi aile…devamıMoğolistan’ın Gobi Çölü’nde geçen “The Story of the Weeping Camel” (Ağlayan devenin öyküsü) adlı 2003 tarihli belgesel filmde, bir deve zor bir doğumun ardından yavrusunu reddeder. Böyle bir durumda yavru hayatta kalamaz çünkü annesi ona süt vermez. Develerin sahibi aile direnir, zorlar ama yaptıkları hiçbir şey işe yaramaz.
Sonunda çok eski bir geleneği hatırlarlar; bir müzisyen çağrılır.
Adam elinde iki telli çalgısıyla gelir ve çalmaya başlar.
Müziğinin sesi bağırmaz. Zorlamaz.
Anne deve ve aile çalgının ağlayan çığlığını sessizce dinlerler. Bir süre sonra olağanüstü bir şey olur. Deve titremeye başlar, gözlerinden yaşlar süzülür. Ve yavrusunu kabul eder.
Bu çok etkileyici sahne, bağların, zorla değil, duyguların sesiyle kurulduğunu hatırlatır.
---------
Şimdi sizi bambaşka bir yere ve bambaşka bir zaman götüreceğim.
1827 yılında Franz Schubert isminde beş parasız bir adam henüz 31 yaşında ve ağır hastayken, ölümünden birkaç ay önce, kendisini derinden etkileyen Ludwig Rellstab'ın bir şiirini müziğe dönüştürür.
Şiir şöyle başlar;
“Şarkılarım usulca sana doğru akar,
gecenin içinden…”
Ve sonunda sadece tek bir sözcük vardır.“Korkma.”
Bu metni okumaya devam etmeden önce, lütfen siz de ekte sizinle paylaştığım müziği açın.
Schubert’in Ständchen’i bu!
Çünkü bu yazı okunarak değil, duyularak anlaşılır.
Bu müzik parçasına kısaca “Serenat” deniyor.
Gece sevgiliye kendini kabul ettirmek için sunulan müzik!
Kapıyı çalmaya cesaret edemeyen bir sevgilinin ümitsizce fısıldadığı; “Ben buradayım. Sen duysan da duymasan da.” sözcüklerini hissettiren bir ezgi.
Ama bu serenat farklı.
Bağırmıyor.
İkna etmeye çalışmıyor.
Kendini kabul ettirmiyor.
Hatta bir sevgiliye bile yazılmamış.
Yine de notaların arasında hissedilen bir şey var; Besteci unutulmayacak bir şeyi anıyor.
Geç kalmış ama vazgeçilmemiş bir sesi,
yönünü bilen ve beklemesini bilen bir melodiyi.
Şunu hissettiriyor “bazı sesler, duyulmak için değildirler, unutulmaya direnirler.”
Rellstab bu şiirinin bestelendiğini göremedi. Schubert de bu eserinin yayımlandığını göremeden öldü. Ama o şarkı 200 yıl sonra bile dinleniyor.
Çünkü bazı şeyler, yazıldıkları zaman için değil, uyanacakları zaman için vardırlar.
Moris Levi'ye teşekkürlerimle .. 👏
Sanki her bölümde aynı senaryo kullanılıyor gibi geliyor. İçerik bir noktada esasen aynı. Kötü olduğunu söylemiyorum; film kesinlikle iyi. Efektler ve genel kalite birinci sınıf. Bu yönlerden şikayet etmeyeceğim, ancak eskisi gibi tek oturuşta bitiremiyorum. Artık ilgimi çekmiyor; sıkılıyorum. Sürekli…devamıSanki her bölümde aynı senaryo kullanılıyor gibi geliyor. İçerik bir noktada esasen aynı. Kötü olduğunu söylemiyorum; film kesinlikle iyi. Efektler ve genel kalite birinci sınıf. Bu yönlerden şikayet etmeyeceğim, ancak eskisi gibi tek oturuşta bitiremiyorum. Artık ilgimi çekmiyor; sıkılıyorum. Sürekli farklı bir şey bekliyorum. Neyse, yine de efsanevi bir seri, harikaydı.
Konusu ilgimi çektiği için izlemek istedim. Oyunculuğu hiç beğenmedim. Ayrıca, kamera açıları gerçekten kötüydü. Bir olay olduğunda, kamera olması gereken yerden değil, olmaması gereken en son yerden başlıyormuş gibi geldi. Baştan sona bir dram filmi. Genellikle sevdiğim bir tür değil…devamıKonusu ilgimi çektiği için izlemek istedim. Oyunculuğu hiç beğenmedim. Ayrıca, kamera açıları gerçekten kötüydü. Bir olay olduğunda, kamera olması gereken yerden değil, olmaması gereken en son yerden başlıyormuş gibi geldi. Baştan sona bir dram filmi. Genellikle sevdiğim bir tür değil ve film berbattı. İki saatim boşa gitti diyebiliriz.
"Herkesi anlamak isterdim şu hayatta. Allah var herkesi anlamaya çalışıyorum da zaten. He bana soruyorlar: 'neden?' diye. Herkesin anlamı farklı çünkü. Herkesin maskesi farklı. Herkesin kılıfı farklı. Herkesin acıdığı şey farklı. Güldüğü, eğleniyor gibi gözüktüğü şeyler farklı. Kimine göre can…devamı"Herkesi anlamak isterdim şu hayatta. Allah var herkesi anlamaya çalışıyorum da zaten. He bana soruyorlar: 'neden?' diye. Herkesin anlamı farklı çünkü. Herkesin maskesi farklı. Herkesin kılıfı farklı. Herkesin acıdığı şey farklı. Güldüğü, eğleniyor gibi gözüktüğü şeyler farklı. Kimine göre can sıkıcı oluyor bir şey. Kimine göre olmak zorunda gibi hissettiriyor. Çünkü orada olmazsa, kendi türüne ihanet edecekmiş gibi geliyor ona. Ben de bunu düşünüyorum işte. Neden olmasın ki? Neden kendine bu soruyu sorduğu için hatalı olsun? Neden işe yaramaz olsun? Neden 'bir kesim' için olsun?
Bilmiyorum işte. Bilsem neden sorayım ki? İnsan bildiği şeyi sorunca deli olurum ben. Ya da öğrenmek istemese de öylesine sormak için sorulan sorular. Ah onlar yok mu? İçimdeki bütün hayat enerjisini alıp soğuruyor adeta. İlkine döneceksek, neden sormayayım? Her zaman, bu acaba ne amaçla söyledi? Böyle bir şey yaptı ama neden yaptı? Arkasında ne var? Kafasından ne geçti? Bunu yaptı bakalım şimdi ne yapacak? Sorularını soranlar olacaktır zaten. Çevremizde onlardan çok var.
Ben de dedim ki biraz farklı soralım. Ne de olsa soru soranı en fazla dokuz köyden kovuyorlar. İşte bu soruları sormak için bilmek istiyorum onları. Çünkü onları bilmezsem onlara soramam. Bu genelde yanlış anlaşılır. Biriyle ilgili bir şey bilmek istiyorsan soru sormalısın der herkes. Benim görüşüme göre birini bilmezsen ona soramazsın. Sorduğun en mantıklı soru, yarışma programında vereceği cevaplar kadardır ya da. Fakat dedim ya! Ben bunu yapacak insan çok tanıyorum zaten. Ne gerek var bir tanesine daha!
Bu kadar soru, soru, soru... Sonuç ne yani diyecekler çıkar kesin.
Benim cümlelerim de böyledir işte. Sizi alır bir yerden başlatır, merak edersiniz. Sonra öyle başka yerlere yelken açar ki o cümleler, siz ne amaçlı yolculuğa çıktığınızı unutursunuz. Çoğu zaman da mürettebat, yani bu cümlelere bakanlar sıkılır, bunalır. Ancak en güzel yanı bu değil tabi. Burası üzücü kısmı.
Güzel kısmı ise, herkesi anlamak isteyecek kadar saçma istekleri olsa da, o kişiyi, tıpkı o kişinin yaptığı gibi merak ediyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki bunu bize neden anlatıyorsun? Sıkça söylediğim gibi, bu soruları soran insan çok. Bence doğru sorular sorduğunuzda, o kadar da karmaşık bir şey görmeyeceksiniz. Çünkü bu yol, benim gözüktüğü kadar, her birinizin yolu.
Bu, insanın yoludur."
-Adı Olmayan Kitap,
Esat Burak KÖPRÜLÜ.
Seri filmmiş ya 😏 ilk film bu bakalım diğer ikisini ne zaman izlicem 🤷 filmden önce kızın annesinin kıza yaptıkları neydi öyle ya bu nasıl bi anne ve kızdan ne istiyo. Sanırım diğer seride öğrencem bunu. Seri katil kasabadaki küçük…devamıSeri filmmiş ya 😏 ilk film bu bakalım diğer ikisini ne zaman izlicem 🤷 filmden önce kızın annesinin kıza yaptıkları neydi öyle ya bu nasıl bi anne ve kızdan ne istiyo. Sanırım diğer seride öğrencem bunu. Seri katil kasabadaki küçük yaştaki kızları öldürüyo ve öldürdüğü kızların saçını tarayıp mahrem yerine kek bırakıyo dere kenarına atiyo. Bu polis kızımız da bu katili bulmak için çocukluğunun geçtiği yere geliyo .
Spoiler içeriyor
filmde çocuğun gerçekleri öğrenmesi veya bir şekilde anlaması için daha ne kadar beklenilecek diye bekledim de film bitiyordu resmen gıcık oldum yaa, daha erken anlaşılsaydı izleyiciye daha iyi bir seyir zevki de verilebilirdi şahsen benim gibi düşünen illa ki çok…devamıfilmde çocuğun gerçekleri öğrenmesi veya bir şekilde anlaması için daha ne kadar beklenilecek diye bekledim de film bitiyordu resmen gıcık oldum yaa, daha erken anlaşılsaydı izleyiciye daha iyi bir seyir zevki de verilebilirdi şahsen benim gibi düşünen illa ki çok kişi vardır ya da olucaktır buna eminim yanii neyse siz izleyin öylesine ama yine de çok bir şey beklemeyin
İkinci sezonu yeni bitirdim ve çok güzel eğer bir dizi olsun her bölümde bir olay olsun ve karakterlerin değişimini de görelim bağ kuralım isterseniz tavsiyedir izleyin. Karadec ve Morgan arasındaki yakın çekimi ne zaman görürüz. .. Ayrıca en kısa sürede…devamıİkinci sezonu yeni bitirdim ve çok güzel eğer bir dizi olsun her bölümde bir olay olsun ve karakterlerin değişimini de görelim bağ kuralım isterseniz tavsiyedir izleyin.
Karadec ve Morgan arasındaki yakın çekimi ne zaman görürüz. ..
Ayrıca en kısa sürede üzerime 3. Sezon atılabilir mi istek değil ihtiyaç gerçekten..
S2: 11 Nisan 2026 Bitti
Güzel, eğlenceli bir diziydi ama Türkiye'nin dizi izleme tercihlerinden dolayı erken final oldu eksik konular kaldı ve kesinlikle Uğur Güneş'i ve Ahsen Eroğlu'nu yeni projelerde izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum... 2 Aralık 2025 Başlandı.. 1 Mart 2026 Bitti...
-İnsan ailesinden sadece iki şekilde kaçabilir, evlilik ve de ölümle. İkisi de yakın gelecekte olası görünmüyor. -Bence şiirin en büyük talihsizliği sahiden keyif alabilecek kişilerce nadiren keyifle okunabilmesidir. -Şimdi eski sevgiliden de beteriz. Arkadaşız. Küçük yaşta nişanlanan ve aile baskısıyla…devamı-İnsan ailesinden sadece iki şekilde kaçabilir, evlilik ve de ölümle. İkisi de yakın gelecekte olası görünmüyor.
-Bence şiirin en büyük talihsizliği sahiden keyif alabilecek kişilerce nadiren keyifle okunabilmesidir.
-Şimdi eski sevgiliden de beteriz. Arkadaşız.
Küçük yaşta nişanlanan ve aile baskısıyla ayrılmak zorunda kalan Anne ve yüzbaşı Frederick 8 yıl sonra tekrar karşı karşıya gelirlerse... Jane Austen in romanından uyarlanan İngiliz çayırları, favoriler ve toplumsalın bireysele müdahalesi...
Umut kalmadığında bile sevmek diyor Anne kulak vermeyin sevgiyi haketmeyen birini sevmeye devam etmek aman bana ne yaa üzülen siz olacaksınız nasıl olsa.