"Ya Rab! Olanca gücümle yakarıyorum sana. Gecenin içindeyim, şafağı bekliyorum. Heba olana dek haykırıyorum. Gel de kalbimi yatıştır. Bu mutluluğa şimdi susadım... Yoksa mutlu olduğuma kendimi ikna mı etmeliyim? Şafaktan önce şakıyan sabırsız kuş nasıl ki gün doğumunu haber vermekten…devamı"Ya Rab! Olanca gücümle yakarıyorum sana. Gecenin içindeyim, şafağı bekliyorum. Heba olana dek haykırıyorum. Gel de kalbimi yatıştır. Bu mutluluğa şimdi susadım... Yoksa mutlu olduğuma kendimi ikna mı etmeliyim? Şafaktan önce şakıyan sabırsız kuş nasıl ki gün doğumunu haber vermekten çok çağırırsa, gece kaybolup gidene kadar şarkı söylemeyi beklemesem olmaz mı?"
(Sayfa 126)
Fransız yazar Andre Gide tarafından 1909 yılında yayınlanmış romantik drama eseri. Kendisinden ilk kez okudum ve çok sevdim. Fransız edebiyatında -en azından benim okuduğum kadarıyla- pek görülmeyen bir tema ve drama barındırıyor.
Kitabın konusu; "Jerome" adındaki genç bir adam çocukluğundan beri tanıdığı "Alissa" adındaki genç kıza aşık olur. Alissa'da kendisine ilgi besler ancak Jerome'den tek farkı, asıl aşkı Tanrıda aramasıdır. Kitap boyunca sürekli birbirlerine karşı büyük sevgi besleyen ikili bir türlü bir araya gelemezler. Jerome hiçbir şekilde Alissa'ya duyduğu sevgiyi öldürmez, Alissa'da mutluluğu ve aşkı Tanrı'da aramaktan vazgeçmez.
Toplumda pek ender rastlanan bir çifti, yazar harika bir üslupla kaleme almış. Kitap son derece akıcı ve yer yer hüzünlendirici. Kitabı ilk olarak geçtiğimiz ay okuduğum bir kitapta, Rabindranath Tagore'dan duydum. Kendisine kitabı bizzat Gide hediye etmiş ve o da okuyup duygularını aktarmış.
"Sayın Gide,
Dar Kapı kitabınız için yürekten teşekkürlerimi sunarım.
Kitabınız bende çok büyük bir etki bıraktı. Saydam yalınlığının altında edebiyatta ulaşılması en güç özellik, gerçeğin derinliği yatıyor. Bu öyküde yarattığınız havayı hemen benimsedim. Avrupa'dan ayrılmadan önce sizinle yeniden görüşmeyi umuyorum.
Hayranlıkla,
- Rabindranath Tagore"
Bende aynı görüştüreyim. Gerçeğin derinliği... Bu ve buna benzer bir durumu yaşamayan bir kimse, durumun ciddiyetini kavramakta zorlanabilir. Özellikle günümüzü dünyasında Tanrı'dan veya herhangi bir inançtan yoksun kimseler. Ancak her şeye rağmen anlışılır yönü, okuyucu sıkmıyor ve dünyasına rahatlıkla alıyor. Karakterlere kurulan içsel bağ, sürekli olarak sizi misafir ediyor ve onlarla beraber ortak duygular yaşıyorsunuz. En azından ben yaşadım.
Fransız edebiyatı sevenlere veyahut klasiklerden sıkılıp modern bir şeyler okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Hoşuma giden diğer alıntılar;
"Ah keşke, sevdiğimiz ruha doğru eğilip bir aynadaki gibi suretimizi görebilsek, kendimizi okuduğumuz gibi, hatta kendimizden de iyi, başkasını okuyabilsek! Şefkat ne kadar dingin, aşk ne denli saf olurdu!"
(Sayfa 30)
"Yüzümü Tanrı'ya, 'gerçek tesellinin, lütfun ve ihsanın tek kaynağına ' çevirdim. Derdimi ona arz ettim. Alissa'nın da Tanrı'ya sığınacağını düşünmüştüm, onun da dua ettiğini bilmek dualarıma güç ve şevk katıyordu."
(Sayfa 57)
"Bazen onu dinlerken, kendimi düşünürken gördüğümü sanıyorum. Bana beni açıklıyor, tanıtıyor. Onsuz var olabilir miydim? Onunla beraber kendimim.
Hislerim insanların aşk dedikleri şey mi, bazen şüphe ediyorum. Genelde aşkla ilgili anlatılanlar benim çizebileceğim resimden o kadar farklı ki. Hakkında tek söz etmeyelim, onu, haberim dahi olmadan seveyim isterdim, bilhassa da onun haberi olmadan seveyim...
Onsuz yaşamam gereken günler hiç sevinç vermez oldu. Tüm faziletim onun hoşuna gitmek için, ama yanındayken o faziletin zayıf düştüğünü hissediyorum."
(Sayfa 113)
"Ondan kaçıp kitaplara yöneliyorum, kitaplarda yine onu buluyorum. Hatta kendi başıma keşfettiğim bir kitabı bile onun sesiyle okuyorum. Sadece onu ilgilendiren şeylerle ilgileniyorum; zihnim onun zihni oluyor ve onları ayırma konusunda, birbirlerine karışmalarından zevk aldığım zamanlardaki kadar beceriksizim."
(Sayfa 118)
"Tanrım senin de bildiğin gibi, seni sevebilmek için ona ihtiyacım var.
~
~
Tanrım, kalbimi sana verebilmem için onu bana geri ver.
Tanrım, onu sadece bir kez daha görebileyim.
Tanrım, kalbimi sana sundum, aşkımın isteğini geri çevirme.
Hayatımın geri kalanını sadece sana adayacağım.
Tanrım, ettiğim bu adi dua için beni bağışla, ama ismini anmadan yapamıyorum, kalbimdeki acıyı da unutamıyorum.
Tanrım sana yalvarıyorum, beni ıstırap içinde koyup terk etme.
Babadan her ne dileyecek olursanız, benim ismimle...
Tanrım senin isminle dilemeye cüret edemiyorum. Fakat duamı dillendirmesem de, kalbimdeki bu delice arzuyu bilmemen mümkün mü?"
(Sayfa 121-122)