✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 6 } Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. İki arkadaşın okul çıkışı bir…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 6 }
Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
İki arkadaşın okul çıkışı bir gün yolda yürürken bir kedi görmesiyle başlıyor her şey. Bu kedi ağzında minik bir hediye paketi taşıyor. Kızlardan biri onu kurtarmaya çalışıyor. Sonrasında kedi birden ayaklanıyor ve konuşmaya başlayıp teşekkür ediyor.
Sonra bu kızın aslında kedilerle küçüklükten gelen bir bağı olduğunu anlıyoruz. Onları anlıyor ve konuşabiliyor. Kurtardığı kedi sayesinde Kedi Krallığının kralı bizzat kendi gelerek onu sonsuz saadetle ödüllendiriyor. Tabi by kedilere göre ödüller oluyor. Fare gibi.
Tatlı bir animeydi. Yine hayvanlara çok önem verilen bir yapımdı, artık bu bizi şaşırtmıyor biliyorsunuz ki. İzlenebilir ama en iyisi de değildi.
✔️6/10
'20.01.24
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 5 } Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. İzlemediğimiz Türk filmleriyle devam edelim…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 5 }
Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
İzlemediğimiz Türk filmleriyle devam edelim o zamann. Herkesin sevdiği, ayrıca puanı da çok yüksek olan bir film seçtim bugüne. Oyuncu kadrosuyla zaten belli ediyor ne kadar güzel olacağını ama biliyoruz ki Türk filmlerinin heve kırma, beklentiyi karşılamama gibi huyları vardır. Bu öyle olmayan bir film şükür.
Noldu ben anlamadım. Biraz bile konuyu bilmeden başlamaya bayılıyorum. Çünkü konuyu bilmeyince her şey ama her şey çok büyük sürpriz oluyor. Ben gerçekten yemekli organizasyon düzenleyen bir aile sanarken onların gidip 10 küsür kişiyi kurşuna dizmesi... Evet bana bir şok etkisi yarattı. Çatışma ortasında bir anda durup radyodaki reklamlarına odaklanmaları mükemmel bir sahneydi.
Böyle komedileri hayranıyız. Baya eğlendim. Şok da oldum başta. Güzeldi. Feyyaz Yiğit mükemmel bir şey ya...
✔️9/10
'19.01.24
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 4 } Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. "Keşke büyük ve güçlü olsaydık.…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 4 }
Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
"Keşke büyük ve güçlü olsaydık. O zaman dünya bizi üzemezdi."
Bende küçükken bunun kitapları ve DVD'leri olduğunu hatırlıyorum. Küçükken buna bayılırdım. Kırmızı bir köpeğin hikayelerine hangi çocuk bayılmaz ki zaten? Tamamen küçüklüğüme döndürdüğünden bu filmi sevmeme ihtimalim 0. Tabiki çerezlik olduğunun çok farkındayım ve bu şekilde başladım. Hatta sanki 5-6 yaşında bir çocukmuş gibi başladım.
Filmin verdiği mesajlar o kadar güzeldi ki... Gerçekten çok tatlı ve eğlenceli bir aile filmi.
"Daha ne kadar büyür?"
"Onu ne karar çok sevdiğine bağlı değişir."
✔️6/10
'18.01.24
Richard Madden ve aksiyon dizileri... Dizi çok hızlı başlıyor. Çok derin bir konu yatmasına rağmen ilk bölümde o kadar fazla kişiyle tanışıp o kadar çok yıl atlıyoruz ki insanın kafası allak bullak oluyor. Bu dizinin büyümemesindeki ilk etken bu diye…devamıRichard Madden ve aksiyon dizileri...
Dizi çok hızlı başlıyor. Çok derin bir konu yatmasına rağmen ilk bölümde o kadar fazla kişiyle tanışıp o kadar çok yıl atlıyoruz ki insanın kafası allak bullak oluyor. Bu dizinin büyümemesindeki ilk etken bu diye düşünüyorum. İlk bölümdeki o kadar çok şey oluyor ki ikinci bölüme geçtiğinizde yorulmuş oluyorsunuz. Geçmişini tamamen unutan ve üzerinden 8 yıl geçirmiş iki ajanımız var. Biri eski anılarını hatırlayacak kadar şanslıyken diğeri hiçbir zaman hatırlayamayacak kadar şanssız ve bu aşırı üzücü. Ama biz her şeyi öğreniyoruz tabiki. Dizinin şu an çıkan 6 bölümü büyük çoğunlukla geçmişe odaklanıyor ve olması gereken de bu zaten. Yoksa hiçbir şey anlamadan bir şeyler izlemiş olurduk.
Ondan fazla karakter var bu dizide. Hepsi birbirine bir şekilde bağlanıyor ama başrolümüzün karısıyla bağlantısı beni en çok etkileyendi. Sinir bozucu bir bağ var hepsinin arasında, bu bağları hatırlamayanlar daha da sinirini bozuyor insanın. Gerçekten aksiyondan da fazlası var bu dizide. Bir casusun damarında yalan yeteneğinin akacağını bize iki karakterimiz de mükemmel şekilde gösteriyor.
✔️8/10
'15.01.24 ~ 15.01.24
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 3 } Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. Rayn Reynolds'un filmleri hep bu…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 3 }
Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
Rayn Reynolds'un filmleri hep bu kadar eğlenceli olacak herhalde. Şehir zaten ölümüne garip değilmiş gibi bir de güneş gözlüğü takanlar ve diğerleri olarak ikiye ayrılmış durumda. Bir gün başrolümüz bir farklılık istiyor ve her zaman aldığı kahveden başka bir şey söylüyor. Burası farklılık kaldıramayan bir şehir. Çünkü burası aslında sadece bir oyun şehri.
Dizinin iki farklı boyutu var. Bir boyutta bir oyun yapılırken, diğer boyutta bu oyunun içindeyiz. Oyunun yazılımcıları 'Guy' adındaki başrolümüzü bir MPC olarak görüyorlar ve onu yakalayabilmek için oyuna kendileri gibi iki karakter yaratıyorlar. Çünkü bu karakterimiz bir oyun karakterinin 'güneş gözlüğünü' alarak bir oyun karakteri oluyor.
Filmde eğlenceyi arttıran karakterler var ve oyuncu seçimleri kesinlikle cuk oturmuş. Süper kahraman filmlerine çok daha farklı bir bakış açısı getiriyor kesinlikle. Altında yatan yazılım oyunları aşırı etkiledi çünkü çok korkutucu. Yapay zekanın gelişimini gösteren bu filmin gerçek olması düşüncesi bile baya korkutucu ki ben yazılım mühendisliği okuyorum... Bu film benim için korku filmidir.
Film gerçekten çok güzeldi fakat Millie'nin öpüşme tuşu gibi bir şey olmadığından son sahnelerde Guy'ı öpmesi bir mantık hatasıydı. Guy bunu oyunun içindeki bir algoritma olduğu için yapabilse de Millie bunu yapamamalı. AYRICA Hulk, Captain America ve hatta Star Wars ışın kılıçlarına bile yer verilip nasıl Deadpool'a yer verilmez ya???
✔️8/10
'17.01.24
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 2 } Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. Bu herkesin izlediği ama benim…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 2 }
Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
Bu herkesin izlediği ama benim izlemediğim film ile sizlerleyiz. Evliliklerinin 6.yıllarına gelmiş çiftimiz bir çift terapistine gidiyorlar çünkü hayatlarının monotonluğundan sıkılmışlar. Monotonluk pek ilk akla gelen monotonluklardan değil ama. Onların hayatı mükemmel akisyonlu fakat evlilikleri sıradanlaşmış. Neden evlendiklerinin ikisi de farkında değil mesela. Bu sanki bir tatil aşkıymış ve öyle kalması gerekliymiş.
Başrollerin görüntü şöleni yaşattığı gerçeğini inkar edemeyiz evet. Mükemmel bir ikili. Ona da evet. Aslında birbiriyle yaşam olarak da mükemmel iki karakteri izliyoruz. Ama ikisi de birbirine söylemediği şeylerden dolayı aslında evli oldukları insanı tanımıyorlar.
Aksiyonlu ve sıkmayan bir film olmasına rağmen bu oyuncu kadrosundan insan daha büyük şeyler bekliyor. Daha kaliteli bir film olabilirmiş. Her şeyden ellerini kollarını sallayarak çıkmaları ve her noktada birbirlerini seçmeleri beklediğim bir film gidişatı değildi sanırsam. Sonu da beni tatmin etmedi. Sondaki çatışma hele hiç tatmin etmedi. Direkt tatmin olmadım ben bu filmden. Sadece sıkmadı ve kendini izletti. O kadar.
✔️7/10
'16.01.24
Daha bir önceki film maratonumu paylaşmayı bitirememişken 1 aylık tatilimde 1 ay her gün film izleme serüvenimiz başlasın mı? BAŞLASIN. ✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 1 } Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi…devamıDaha bir önceki film maratonumu paylaşmayı bitirememişken 1 aylık tatilimde 1 ay her gün film izleme serüvenimiz başlasın mı? BAŞLASIN.
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 1 }
Yarıyıl tarilinde (1 ay) her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
Noel'de mucizeler gerçekleşir diyen yüzlerce filmden sonra burada da demişler ki öyle bir mucize yaratalım ki anneyle kız çocuğu, bebekle köpek ve babayla da erkek çocuğu beden değişsin. Tabi bu herkesin en önemli günün denk geliyor. Annenin önemli bir toplantısı, kızın futbol maçı, çocuğun Yale görüşmesi var. Tabi köpek ve bebek için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Eğlenceli ama baya çerezlikti. Aslında verilmek istenen mesaj birbirlerinin hayatındaki zorlukları anlamalarıyken bu mesaj o kadar zor verilmiş ki filme bağlanamıyorsunuz.
✔️4/10
'15.01.24
Spoiler içeriyor
"I just got a whole lot of tears inside me. I can't help it." Uzun süre sonra, beynimde hiçbir şey olmadan bir diziye başladım. Tüm okul stresi bitmiş bulunmakta ve 1 aylığına yine buradayız. Ama bu dizi kesinlikle beklediğim gibi…devamı"I just got a whole lot of tears inside me. I can't help it."
Uzun süre sonra, beynimde hiçbir şey olmadan bir diziye başladım. Tüm okul stresi bitmiş bulunmakta ve 1 aylığına yine buradayız. Ama bu dizi kesinlikle beklediğim gibi kafa dağıtmalık bir dizi değildi.
Uyuşturucu satıcısı bir üvey baba, uyuşturucu bağımlısı bir anne, konuşmayan ve eliyle havaya yazdığı her şey gerçekleşen değişik bir abi, zorlanan ve bunların hepsiyle yaşamak zorunda olan bir çocuk. Ayrıca bu çocuk bir mahkumka mektup arkadaşlığı yapıyor. Ama bunların hepsine rağmen çocukların ve üvey babalarının arası çok iyi. Bu adam kötü üvey babalardan değil diyorsunuz ama kendi hayatının içine etmiş biri aslında. Ayrıca bunca şeye rağmen bazen mutlu bir aile hissi uyandırıyorlar. Ama sonrasında aniden o iğrenç aile görünümüne geri dönecek bir şey yaşanıyor. Minicik bir çocuğun mecburi zekası beni paramparça etti. Değişik üç insanın arasında her şeyi toparlamaya çalışan ama her şeye rağmen de bir cevap arayan bu çocuk gerçekten beni çok üzdü.
Dizi sizi üzecek ve düşündürecek bir dizi mi yoksa gizemlerle dolu hatta fantastik bir dizi mi anlamakta çok zorluk çekiyorsunuz. Çocuğa uzun bir süre sadece kötü yollarla çok para kazanılabileceği empoze ediliyor ve gerçekten çok kırıcı. Minicik bir çocuk iğrenç, uyuşturucu satılan yerlerde gezdiriliyor. Sonra fark ediyorsunuz ki aslında olan her şey fazlasıyla anormal. Fantastik değil, anormal şeyler dönüyor bu dizide. Dizi her bölüm biraz daha derinleşiyor. İğrenç ebeveynler izlerken tek düşündüğüm şey insanın bir kardeşinin olması mükemmel bir şey.
Gerçekten nasıl oluyor bilmiyorum ama bu dizi size birden fasla şey hissettiriyor. Ailenin önemini hissediyorsunuz. Dizideki hayatlara bakıp hayatınıza şükredebiliyorsunuz. Ağlıyorsunuz, gülüyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz ve ne kadar şerefsiz varsa hepsine sövüyorsunuz. Eli benim gördüğüm en iyi çocuk karakter kesinlikle. Mükemmel biri. Hayatımda hiç bu kadar pratik zeka, cesur, ailesini daha iyi sahiplenen bir çocuk görmemiştim. Mükemmel bir karakter ve ne iyilik yaptıysa onu geri buluyor. Ne kadar dost edindiyse o dostlar en zor gününde ona yardım ediyor. Her şeyin en kötüsünde büyümüş bir çocuk olarak her şeyin en güzelini hak ediyor ve kesinlikle gazetecilik tam ona göre bir meslek. Her şeyin en kötüsünde büyümüş olmasına rağmen bu çocuğun en büyük özelliği şiddete başvurmanın ilk seçenek olmaması gerektiğini düşünmesi. Mükemmel bir karakter çizdiği için bu dizi kesinlikle tam puanı ve izlenmeyi hak ediyor.
"Kalkarsam tekrar iteceksin."
✔️10/10
'14.01.24 ~ 15.01.24
Spoiler içeriyor
Film biyografi olarak geçse de şu şekilde bir uyarı vermişler. “The following fictionalization is inspired by real people and real events that look place in Waterloo, Ontario.” Yani gerçeklerden esinlenilmiş bir kurgu. Bu yüzden çok fazla araştırma ile yazılmış bir…devamıFilm biyografi olarak geçse de şu şekilde bir uyarı vermişler. “The following fictionalization is inspired by real people and real events that look place in Waterloo, Ontario.” Yani gerçeklerden esinlenilmiş bir kurgu. Bu yüzden çok fazla araştırma ile yazılmış bir inceleme bulacaksınız çünkü izlerken neyin gerçek neyin kurgu olduğunu da bilmemiz lazım, değil mi?
Aslında biraz düşünmeniz bile telefonun ne kadar önemli bir buluş olduğunu size gösterecektir. Ama akıllı telefonun bulunuşu, dünyayı baştan sona değiştiren, mesafe kavramının işlevini yitirmesini sağlayan bir devrim. Şu an çok alışmış olmamızdan da dolayı kimseyi aramayacak ya da biriyle irtibatta kalmamız gerekmeyecek de olsa, akıllı telefonlarımızı yanımızdan ayıramıyoruz. Bu sıralar çok daha fazla gündemde olan radyasyon ve beynimizi bulandırıyor haberleri de bunu pek etkilemiyor sanki. Hepimiz zararlarını biliyoruz ama belki de gerçekten beynimizi bulandırdığı için birer bağımlı olmuş durumdayız. Sizi bu bağımlılığın sebebinin ilk anına götürecek o film, işte bu film.
Mike Lazaridis. Donanım işinde ustalaşmış bir isim. İşini severek yapmak denemez, işiyle tamamen aynı bedene bürünmüş denilebilir. Bazen hayatını bir şeye adamış zeki ve istekli insanlar görürsünüz. Çok sosyal değillerdir hatta dışarıdan garip gözükürler. Böyle insanlarla çok arkadaşlık kurmak istemeyiz ama onlar geleceğe şekil verirler genelde. Burada da kaybetmiş tek kişi biz oluruz tabi. İşte Mike tam da o garip tipleme. “Lisede bir hocamız vardı ve bize bilgisayarı telefonun içine koyabilecek kişinin dünyayı değiştireceğini söylemişti.” İşte normal insanlar buna ne saçmalıyor bu hoca der. Mike normal bir insan değil ve burada da kaybeden yine biz normal insanlar oluyoruz. Hiç bizim olmayan bir şeyi nasıl kaybederiz diye düşünen yani normalliği ile barışık insanlar da çok haklılar ayrıca, onlara bir parantez açalım. “Tamam. Bir çağrı cihazı, bir cep telefonu ve bir posta makinesini tek bir şeyde hayal edin.” Bu da Mike gibilerin normal insanlara işi basitleştirme cümlesi. Normal değil, biz basit insanlarız. Onların aksine. Filmin dışında Mike Lazaridis ile ilgili birkaç bilgi vereyim. Öncelikle kendisi İstanbul’da doğmuş. Kanada’da 1984’de RIM (Research in Motion) şirketini kurarak Blackberry adındaki akıllı telefon markasını çıkarmış. Hala yaşayan Mike, şu an 62 yaşında.
Yıl 1996. Mike ve arkadaşı telefonlarını sunmak adına Jim adındaki bir adama gidiyorlar fakat iş beklediklerinden garip ilerliyor ve Jim bir anda Mike’ın şirketine ortak oluyor. Filmde de hızlı ilerliyor buralar. Zaten asıl olay elde bir prototip bile olmadığını görünce, telefonu sunmak ve haklarını almak için girilen yoğun dönemde başlıyor. Jim’in ortak olduğu şirkete şirket demek için o şirketin 40 fırın ekmek yemesi lazım. Bence açıklayıcı oldu. Jim buna deli oluyor tabiki çünkü kendisi büyük bir şirketten gelmiş. Burada ise hiçbir kazanç olmadığı gibi bir de borçları var. Ama Jim’in hızı ve piyasa tecrübesiyle, Mike’ın zekası ve buluşları birleşince ortaya ne çıktığını siz bile tahmin edemezsiniz. O yılda yaşayıp telefonu ilk defa görmüş biri gibi hissettiğimi söylemeden geçemeyeceğim gerçekten.
-Kesinlikle dünyanın en büyük çağrı cihazı.
-Hayır, aslında dünyanın en küçük e-posta terminali.
Yıl 2003. Blackberry e-posta göndermede çığır aştıktan sonra belli ki bu Mike’a yetmemiş ve kısa mesajların tanesinin 10 sent olduğu ve ağın tüm parayı aldığı bir dönemde, o veri yoluyla yani ağın arkasından mesajlaşmanın yolunu buluyor. Kısacası ücretsiz mesajlaşma. Yeni buluşun başka bir yeni buluş doğurduğu bu ortamda tabiki pürüzler çıkıyor. Jim ve Mike birbirini birçok yönden tamamlıyor. Jim çok çabuk patlayabilirken Mike çok daha sakin olduğu için ve bir sistemin iki ucu gibi oldukları için bütün pürüzleri zor da olsa çözüyorlar. Buna sıkıntı mı denir bilemem ama şirket bir türlü eski halinden kurtulamıyor. Bazıları için bu bir sıkıntı evet ama para geldikçe ruhun ölmesi olayı burada yaşanmıyor. Eski mühendisleri elinde tutarken büyüyen şirket, ruhunu da kaybetmemiş oluyor. Bunlar yeni bir rakibin ortama giriş yapmasına kadar gayet iyi giderken, rakip geldiğinde Mike resmen deliriyor. O sakin Mike yerini bu zamana kadar kurduğu her şeyi kaybetme düşüncesiyle sarılmış manyak Mike’a bırakıyor. Bu sektörü ben yarattım derken hayal kırıklığına ve delirişine şahit oluyoruz. O sahnede bir adamın yarattığı her şeyin üzerine çıkılabileceğini görmesini izliyoruz. Hep kendisinin sahip olacağını düşündüğü sektör elinden kayıp giderken onun çırpınışlarını izlemek çok üzücüydü. Bu arada Jim ile yolları tamamen ayrıldı çünkü Mike’ın gözü sadece kurduğu geçmişteydi ve gelecekteki engellerin hiçbirini göremedi. Blackberry en iyi zamanlarında sektörün %45’ine sahipken şu an hiçbir telefonu bulunmamakta. Filmde gösterilmese de Blackberry 2002’den beri işletme sistemlerini güncellemediği için, 2010’da tamamen pazar hakimiyetini Google’ın Android’ine kaybetmiş.
Bu tarz işlerde takım ruhunun önemini çok net görebildiğimiz bir film. Jim ve Mike birbirlerini tamamlarken çok büyük işler başarıyorlar. Bir mühendis aklı ve bir pazarlamacının tecrübesiyle şu an hayatımız çok kolay aslında. Ama maalesef kişisel çıkarların olduğu bir ortamda hiçbir şey son ana kadar yaşamıyor. Düşüncenin daha büyük bir düşünceyi doğurduğu bir yüzyılda yaşıyoruz çünkü. Biz bu kolaylığın içine doğmuş ya da içinde büyümüş bir nesil olsak da, emin olun film size o gerginliği de o heyecanı da çok güzel geçiriyor. İyi seyirler ve umarım düşünceleriniz daha büyük düşünceleri doğurmaya devam eder.
✔️8/10
'27.9.23
Spoiler içeriyor
Herkesin sevdiği ve izlediği, Gilmore Girls bitince boşluğa düşerim diye başladığım o diziyle karşınızdayım. Öncelikle kesinlikle Gilmore Girls ile alakası yok. Anlamadım bana öyleymiş gibi gösterenleri? Burada tamamen zenginlerle dolu, arkadan iş kazmaktan başka bir olayı olmayan insanlarla dolu. Daha…devamıHerkesin sevdiği ve izlediği, Gilmore Girls bitince boşluğa düşerim diye başladığım o diziyle karşınızdayım.
Öncelikle kesinlikle Gilmore Girls ile alakası yok. Anlamadım bana öyleymiş gibi gösterenleri? Burada tamamen zenginlerle dolu, arkadan iş kazmaktan başka bir olayı olmayan insanlarla dolu.
Daha ilk 2 bölümü izledim ve umarım düşüncelerim değişir. Yoksa Gilmore Girls'den sonra niye bu kadar abartıldığını anlamadığım bir diziye başlamış olacağım.
Aslında çok fazla entrika ve olay olmasına rağmen tekrarlanan iki şey var. Eğer okul zamanıysa öğrenciler arasında ve tabiki bizim ekip arasında geçen entrika birincisi. Eğer tatilse, olaysız kalamayan ekibimizin kendine saçma sapan olaylar bulmasıyla oluşan entrikalar ise ikincisi.
Bu dizinin benim için en büyük eksisi şu. Olaylar o kadar hızlı ilerliyor ki bir gün yaşanan bir şeye çok üzülmenize gerek kalmıyor. Çünkü sonraki gün sanki o olay bir aldatma değil de bir kalem ödünç almaymış gibi davranıyorlar mesela. Sinirimi bozuyor. Hiçbir şeye bağlanamıyosun çünkü her şey onlar için çok kolay. Bir anda çözülüyor. İğrenç...
Evet güzel ve karakterlerle bağ kurabildiğiniz bir dizi. (ben kuramadım) Ama uzatmak için yeni yeni karakterler çıkarmaları ve artık ana kadro üstünden döndüremedikleri için yeni karakterler sayesinde döndürüyorlar olayları. Bu beni o kadar baydı ki. Son sezonlarda artık bitsin diye yalvarıyordum. Gossip kesinlikle benlik bir dizi değil. Sıkmadı ama sarmadı da. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama dışarıda beni anlayan birileri var eminim.
⚠️ SPOILER ⚠️
1.sezon
--------
İlk 8-9 bölümü zar zor izledim. Herkes aşırı ergence davranışlarda bulunuyor. O partiden bu partiye, o kızdan başka kıza ve aynı şekilde o erkekten başka erkeğe giden karakterlerle dolu çünkü dizi. Sonrasında ortam ve istenilen şeyler aynı da kalsa, daha çok karakter işe dahil ediliyor ve karakterler oturuyor. Blair'ı bir bölüm çok severken birkaç saniye sonra herkesi zorbalamasını karakterine hiç yakıştıramıyorum mesela. Sanki Yale isteyen biri Rory gibi olmalı... Ama öyle değil farkındayım ve bunun Blair'ın karakterinin önemli bir parçası olduğunu da görüyorum. Kabul etmek istemiyorum biraz çünkü öyle devam ederse dizide hiçbir karaktere bağlanamamış olacağım. Dan çok saf ve Serena'nın arkasında kalıyor gibi hissediyorum. Serena zaten hiç ama hiç sevmediğim bir karakter. Jen desen kuyruk gibi dolaşıyor kişiliği yok resmen. Nate sadece yakışıklı, o da kuyruk gibi dolaşıyor hiçbir özelliği yok. Chuck tam bir şerefsiz. Ebeveynleri zaten birbirinden kötü. Bunlar daha ilk sezon fikirlerim bakalım diğer sezonlar için fikrim ne olacak...
2.sezon
-------
Yine herkes ilişkilerini çocuk oyuncağına çevirmiş durumda. Aslında herkes sevdiğinin peşinden koşarken kimse kavuşamıyor ve tabiki Gossip Girl'e haber verecek saçma sapan şeyler yapıyorlar.
En mantıklısı Nate derken bir anda otuzu aşmış bir kadın filan getirdi bir de başımıza. Bir o eksikti zaten. Neyseki çabuk bitti. Onun dışında Dan ile arkadaş olmalarını beğendim. Sonra yine en mantıklı Nate diye düşünmeye başlamışken Blair ve Veness arasında çok fazla gidip gelmesi yine beni bıktırdı.
Blair'ın bu kadar direnmesi de sinirimi bozuyor. Adam Lordsa ne olmuş? Chuck son anda bile şerefsizlik yapmış olabilir ama birbirlerini seviyorlar ve hala direniyorlar. Blair'ın kafası çok karışık ve ben buna dayanamıyorum artık. Sonrasında tekrar Nate'e dönmesi ama hala Chuck'a biz neyiz diye sorması da ayrıca saçmalıktı.
Ne olursa olsun Serena'nın kimseyle birlikte olmaması gerçekten beklemediğim bir şeydi. En mantıklısı bu sezon başında onu seçiyorum herhalde ama sonunda kesin fikirlerim değişir. (Bunu yazdıktan 1 bölüm sonra değişti.) Sonra yine saçmaladı ama son bölüme kadar yine en düzgün davranan oydu.
Dan sezon başında aşırı salaktı. Belki de en salağıydı. Serena'nın yalan söylemesi bu kadar büyütülmemeliydi. Sebepleri oldukça yeterliydi. Saçmaladı ve bir sürü kızı hayatına soktu bir anda. Gereksiz... Sonrasında hocayla yaşadığı saçma şey de kalbul edilebilir değildi. Sezonun en ama en saçma şeyiydi.
Chuck'ın sesini ve gözlerini kısarak konuşmasına deli oluyorum. İğrenç gözüküyor. Kim demiş bunu yapmasını? Ama bu sezon şerefsizlikten biraz da olsa uzaklaşan birini gördük. Sezon sonuna kadar olabildiğince düzgün davrandı. Chuck karakteri için düzgünlüğün sınırlarını zorladığını söyleyebilirim.
Ayrıca bu sezon Jen'in kuyruk olmaktan vazgeçmesi ve kendi ayakları üzerinde durmasını sevdim. Ama yine birilerinin gözünü açması gerekti. Her seferinde böyle oluyor maalesef. Sezonun sonlarına doğru onu geri plana attılar zaten.
3.sezon
-------
3.sezon üniversitede başladı ve biraz daha büyüdü işler. Artık ergence şeyleri daha az yaparlarken, aralarında daha büyük ve yıkıcı olaylar geçmeye başladı.
Rufus ve Lily sonunda evlendi. Bu büyük bir adım oldu bence. Dizinin seyrini değiştirdi. Ama oğullarının onları çok çabuk affetmesi bu sezonun en saçma olaylarından biriydi.
Serena yine ve yine kendini arayışa çıktı. Bu kızın kendini bir türlü bulamaması beni gerçekten deli ediyor. Artık bir yol çiz kendine. Yeter gerçekten.
Blair bu sezonun aptalı olmayı başardı. Chuck'ı o kadar sıkıştırdı ki ilk defa bu ikili arasından Chuck'ın daha mantıklı hareket ettiğini düşünüyorum. Babası öldüğünden beri daha olgun biri oldu sanki. Ayrıca ikisinin ilişkisi de oturmaya başladı. Gerçektenbi bir noktada toksik de olsa birbirlerini tamamlıyorlar.
Nate'e hiç anlam veremedim ama Dan'in böyle sessiz sakin olması beni biraz rahatlattı.
5.sezon
-------
Blair beni bu sezon şok edecek kadar sessiz, sakin ve hamile... Chuck da aynı şekilde çok fazla sessizleşti. Aslında herkes çok büyüdü denilebilir. İlk yarıdan sonra Blair'ın kararsızlığı beni çıldırttı tabiki.
Dan'e bu sezonda çok hak veriyorum ve Dan üzerinden olan konularda diğerlerinin çok abarttıklarını düşünüyorum. Serena'ya bu konuda kesinlikle hak vermiyorum. Yaptığı her şey yanlıştı. Dan'in kitabını rahatça çıkartması ve bundan zevk alması lazımdı. Onun yerine tüm heyecanını kursağında bıraktılar. Hoş değildi.
Nate yine yüzmemesi gereken sularda tabiki. Bir de başımıza Charlie saçmalığı çıktı. Nate'in kendinden büyük kadınlara aşkı beni öldürecek gerçekten.
Ayrıca Serena iyice geri plana atıldı ve bu benim için baya iyi. Serena'ya bir türlü ısınamıyorum gerçekten çok gereksiz bir karakter bence.
6.sezon
-------
Bu sezon sanırım en kötü sezon olacak. İğrenç başladı.
Rufus salak mısın ya gerçekten? Ne alaka Ivy ne alaka! Lily de aynı salak. İkisi de çok aptal ve umarım birbirlerine geri dönmezler çünkü onun da limiti doldu bence.
Chuck ve Blair gerçekten sıkmaya başladı. Ya beraber olun ya da salın birbirinizi artık. Chuck'ın babasıyla sorunları da adam öldü dirildi yine de bitmedi. Belki kendi yoluna baksa her şey düzelebilirdi. Ayrıca Blair da sadece ama sadece kendi yoluna baksa mükemmel yerlere gelebilirdi.
Serena her başı sıkıştığında uyuşturucuya başlayıp sonra ölümden dönüyor. Sonra da yeni bir hayat diye başlayıp yine aynı çukura düşüyor. Ayrıca Dan ile dönüp dolaşıp bir araya gelmeleri de hiç hoşma gitmiyor.
Dan bir türlü dikiş tutturamadı ve hiçbir zaman da tutturamayacak bence. Ayrıca Gossip olması kadar saçma sapan bir şey olamaz. Sonu 5 yıl sonraya getirip güzelleştirmiş de olsalar diğer sezonlara bakınca büyük hatalar var. Zaten yapımcılar da her sezon Gossip Girl'ü değiştirmişler çünkü tahmin eden büyük siteler olmuş. Tahmin edilemeyeni yapmaya çalışırken de işi batırmışlar.
Nate ve Lola'yı da sevmiştim. Yazık oldu. Nate gerçekten her seferinde salak salak hareketler yapıyor. Yine de en düzgünü hala Nate diye düşünüyorum.
6 sezonun sonucunda geniş çerçeveye bakarsak Yasak Elma şemasından daha iğrenç bir şema çizebileceğimize eminim. Nate ve Blair, Dan ve Serena ilk çiftlerimizden. Dan ve Serena öncesi Nate ve Serena işi pişirirken, bu çiftlerden sonra Chuck'da Blair ile en yakın arkadaşı Nate'e kazık atıyor. Serena'nın annesi Lily ve Chuck'ın babası Bart, sonrasında Lily ile Rufus yani Dan'in babası, Serena ve Nate, Dan ve Georgina, Chuck ve Jenny, Nate ve Jenny, Nate ve Venessa, Dan ve Venessa, ucundan Dan ve Ivy ve yine ucundan Ivy ve Nate, Rufus ve Ivy, tekrar Bart ve Lily, Dan ve Blair, sonrasında tekrar Dan ve Serena, Ivy ve Serena'nın babası.... Abi iğrençsiniz. Midesizsiniz. Beraber olmayan sadece Chuck ve Serena kaldı onlar da kardeş sayılırlar zaten zahmet olacak ama. Çok iğrenç çooook iğrenç. Ayrıca arada Nate'in yaşça kendinden büyük kadınlarla olması, sonrasında Lola ve sonrasınra 17 yaşında bir çocukla olması... ÇOK İĞRENÇ BİR DİZİ ALLAHIM!!!
✔️ 6/10
'22.08.23 ~ 26.01.24