Garcia Marquez'den okumuş olduğum ilk kitap oldu Kolera Günlerinde Aşk. Kitabı okuyup bitirmem bir hayli zamanımı aldı. Ekim başlarında okumaya başladığım kitabı Aralık sonunda bitirmişim. Tüm günüm evde geçmesine rağmen bu kadar uzun sürmesinin iki sebebi vardı. Birincisi kitabı okuduğum…devamıGarcia Marquez'den okumuş olduğum ilk kitap oldu Kolera Günlerinde Aşk. Kitabı okuyup bitirmem bir hayli zamanımı aldı. Ekim başlarında okumaya başladığım kitabı Aralık sonunda bitirmişim. Tüm günüm evde geçmesine rağmen bu kadar uzun sürmesinin iki sebebi vardı. Birincisi kitabı okuduğum esnada başka kitap(lar)da okumuş olmam. İkincisi ise kitabın akıcı olmaması oldu. Sanırım siz değerli raf sakinlerini, kitabı merak edenleri ilgilendiren ikinci sebep. O yüzden onu biraz daha açmak istiyorum.
Kitap okuması çok zor bir eserdi. Çok uzun uzadıya, karmaşık cümleleri vardı. Bu karmaşık betimlemeler, uzun cümleler beni yoran şey oldu. Hikâyeyi, bu derin aşk hikâyesini, tutkuyu çok beğenmiş olsam da işte bu yavaşlığı sebebi ile çok zorlandım.
Peki bu okurken beni bu kadar zorlayan kitap ne anlatıyor? Adından anlaşılacağı üzere bir aşk romanı. Fakat sınırları zorlayan bir aşk romanı. Hem erotizmin hem de romantizmin sınırlarını zorluyor. Marquez kitabı yazarken hiçbir cümlesinden sakınmamış, çat çat yazmış her şeyi. İçindeki tüm tutkularını, arzu duyduğu her şeyi, düşüncelerini... Bu kadar yavaş olması beni iterken, cesurca olması ise kendine çekti. Kitap aynı zamanda okuyucuyu da zaman içinde uzun bir yolculuğa çıkarıyor, yarım asırlık bir yolculuk. 50 seneyi aşan bir saplantının ve kavuşma hikâyesinin yolculuğu. Florentino Ariza'nın gençlik aşkı Fermina Daza'ya olan saplantılı aşkının, şehvetinin hikâyesi. Erotizm dilini çok güzel kullanmış Marquez. Bu kadar uzun kurmasının sebebi de bu galiba cümlelerini. Tüm hislerini olduğu gibi dışarı vurmak...
Sadece romantizmi değil, salgını, sınıfsal ayrımı, karakterlerin 50 sene boyunca birbirlerinden ayrı geçirdikleri zamanı da çok çok mükemmel bir şekilde anlatmış. Kolera salgınında ölen insanları betimleme şekli dehşet vericiydi. Aşkın Kolera zamanlarında geçen bir aşk olmasının hakkını dibine kadar vermiş. Salgını da tıpkı Florentino Ariza'nın saplantılı aşkı gibi en ince detaylarıyla anlatmış. Bazı yerlerde karakterlere sinirlendim, bazı yerlerde onlarla bağ kurdum. Çoğu zamansa o derin tutkuyu hissettim. Finaline geldiğimde ise bu 50 senelik yolculuğu iyi ki deneyimlemişim dedim. Okuyun veyahut okumayın demeyeceğim, yorumumu yapıp gidiyorum. Takdir sizlerin...
Not: Kitabı okurken özellikle finaline doğru gözümde geçen aylarda izlemiş olduğum Begin the Beguine filmi canlandı. Arada bir bağlantı olduğunu düşünmüyorum, fakat hikâyeleri birazcık birbirine benzettim.