merhaba raf sakinleri, yaşam belirtisi vermeye geldim, buklelerine kıymış- sözde iyileşmiş versiyonumu da umarım kucaklarsınız, son yazımla sizlerleyim ama yüksek muhtemelle bu yazıdan sonra tekrardan izole olmayı yeğlerim, yine de iyi okumalar. enkaz halini çağırıyorsun yine dedi biri ona, enkazı…devamımerhaba raf sakinleri, yaşam belirtisi vermeye geldim, buklelerine kıymış- sözde iyileşmiş versiyonumu da umarım kucaklarsınız, son yazımla sizlerleyim ama yüksek muhtemelle bu yazıdan sonra tekrardan izole olmayı yeğlerim, yine de iyi okumalar.
enkaz halini çağırıyorsun yine dedi biri ona,
enkazı çağırma,
enkazını çağırma...
'kendi yıkımını kendin yönetmiş olmakla' övünme artık,
'sana gül bahçesi vadetmedim' satırlarında bulma hazan'ın kızını,
hazan'ın kızı onun bunun alıntısından fazlası,
toplama kampı değil ki nihayetinde öz dediğin şey,
ruhaniyatına denk bulunmamıştır hem güzelim hazan'ın kızının.
biri geldi ona doğru,
kulağına fısıldadı:
enkazını çağırıyorsun yine,
enkazını çağırma,
eski ışıltını yıkıntı içinde fellik fellik arama,
yiten yitti,
sen iyisi mi enkazı çağırma,
enkazını çağırma,
yapma bunu kendine,
o'nu kimse sevmemişti başgösterdiğinde hatırla,
mağaranın koca deliğinden kafasını her çıkarışında
en heybetli tokmakla vur kafasına kafasına.
aslında bir 'nasılsın' kurtarabiliyordu gününü,
hazan uçucu bir şeydi,
*1
nezaket anahtar kelimeydi,
e bu da zaten insan olmanın gereğiydi,
basit bir denklemdi işte gördüğün,
ama aynı zamanda ürkünç duruyordu ya dışardan,
*2
ulaşılmaz, konuşulmaz, sanırsın katrandan yapma bir insan.
bu yüzden zor anlaşılmayı kendi seçmiş olmalı diyor insan,
muhakkak değmeli bilmecenin şifresini çözdüğüne sonunda,
kendi gerçeğini bahşetmesi ödül mahiyetinde olmalı.
o kadar da imkansız değildi koşulsuz sevgiyi tatma ihtimali,
o yüzden kulak vermiyordu bas bas bağırıp tepinen şeytanlarına,
ara ara kanatıyordu kendini,
veya cehennemi provalamak için yanıyordu,
yakmıyordu ama kimsecikleri,
insaniyet sağlam sığınağıydı,
ama ondan da geriye molozlar kalmıştı birkaç yıl önce,
yine de umut kırıntıları barındırırdı yitmeye yüz tutan ben'inde,
ziyadesiyle gelmişti delirikler o enkazın içinde otururken zamanında,
o yüzden biri dokundu omzuna,
enkazını çağırma!
yuvarladığı mutluluk hapları bir 'nasılsın'dan daha çok şifalı sayılmazdı,
aşkı da arada anıyordu,
tanımadan anıyordu,
bilmek istiyordu,
bilmek kesinliği ve sahipliği ifade ediyordu,
*3
iyi niyeti de sınıyordu mütemadiyen,
sınava tabi tuttuğu herkes hüsran heybesine atılıyordu,
sınırlarda tek başına dolaşmayı tek meziyeti sanırdı bu yüzden,
onulmaz yaraları kadar aşılmaz da bir gardı vardı,
kelimeler de sürekli kifayetsiz kalırdı,
ama dün biri yaklaştı ona,
enkazı çağırıyorsun dedi,YAPMA!
*1 hazan uçucu bir şeydi, kovulabilirdi baştan.
*2 ürkünç duruyordu ya dışardan, durumun sözde vehametini ele veriyordu aldatıcı görünümü.
*3 bilmek, kesinliği ve sahipliği ifade ediyordu. ama ondan emin olunca da büyüsü kalmazdı.