"Hakiki âşık,sevdiğinden gelen her şeyden lezzet alır,haz duyar." "Muhabbet,mahbubuna,tamamen meyl etmendir.Onu malından,canından kıymetli ve lezzetli bulup,zahir ve batınında O'na uymandır.Bununla beraber O'na karşı kendini kusurlarla dolu bilip, O'ndan özür dilemendir.Biri de: Muhabbet,sevgiline kavuşmamakla beraber,haddinden çok O'na meyl etmendir.Biri de: Muhabbet,mahbubuna…devamı"Hakiki âşık,sevdiğinden gelen her şeyden lezzet alır,haz duyar."
"Muhabbet,mahbubuna,tamamen meyl etmendir.Onu malından,canından kıymetli ve lezzetli bulup,zahir ve batınında O'na uymandır.Bununla beraber O'na karşı kendini kusurlarla dolu bilip, O'ndan özür dilemendir.Biri de: Muhabbet,sevgiline kavuşmamakla beraber,haddinden çok O'na meyl etmendir.Biri de: Muhabbet,mahbubuna tam teslim olmandır.Hatta sende benlikten bir eser kalmayıp fani olmandır.Biri de: Muhabbet sahibinin kendi nefsinden geçip, sevdiğinin zikr ve fikrine dalıp,kalbi daima O'nunla kalmaktır.Muhabbet,Hakk'ın kelamını,halkın sözüne,O'nu görmeyi insanları görmeye tercih etmen,O'na ibadeti insanlara hizmetten önce tutman,kaçırılan geçici lezzetler için üzülmeyip,Allahü Teala'nın zikrinden gafil olarak geçen zamanlarına yanmandır.Biri de: Ya Rabbi,beni parça parça yapsan ve üzerime belaları akıtsan,Sana olan muhabbet ve iştiyakım,ancak artar.buyurmuşlardır."
"Alemde binlerce iş ile meşgul olsan da,sen kendinden ancak aşk ile kurtulabilirsin.Mecaz da olsa,aşktan yüz dönme.Çünkü mecaz hakikatın esasıdır.Nitekim önce kağıt üzerinde elif ve be'yi okur öğrenirsin,sonra Kur'an'dan ders alırsın.Bir mürid,Allah için,bir pîre gitmiş,muhabbet yolunda onu dayanak etmişti.Sonra o aşk yolunun mürşidi ona, " Sen âşık değilsin,git birine aşık ol da sonra bize gel." buyurmuştur.Zira "Mecaz hakikatin köprüsüdür." hükmü gereğince suret kadehini çekmedikçe,mana cür'asını tatmanın mümkün olmadığını duyurmuştur.Lâkin mecaz köprüsünü sür'atle geçmek lazımdır.Hakikat manasından deryalar içmek gerektir."
Mecnunun Leyla'ya olan aşkında da bu esrar vardır.Leyla'dan Mevlaya varmak sözündeki sır bundan olsa gerek diye düşünüyorum.Çünkü insan aşık olduğu zaman Hz. Allah'ın Evliyaullaha verdiği eza ve cefayı hep Allah'tan geldiği için güzel karşılaması gibi Mecnun Leyladan gelen elem ve kederden gelen acı gibi görerek erimiştir.İbrahim Hakkı Hz.leri de surette bunu yaşa ki,Allah'tan elem başına geldiğinde,sevgiliden geldiği için sabretmesini öğren düsturunu aktarmış bizlere.Bu zatlar şimdikilerin yaşadığını zannetiği aşk duygusununun hakikatini zirvelerde yaşamış.
Evliyaullah'ın ciltler dolusu kitaplarını okursanız bu zatlar kitapların bazı kısımlarında hep gizli bir aşktan bahsetmişlerdir.Bu aşkı da hep şu hadise dayandırırlar.
Hz.Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki, "Habib-i Ekrem (s.a.v.) hazretlerinden iki ilim aldım.Birini insanlara bildirdim.Diğerini bildirirsem boğazımı keserler."
"Ey sevda dolu can ! Senin sığınağın aşktır.O beğenilmiş hitabı bil de sakın onu ifşâ etme.
Eğer aşk denizinden bir inci çıkardıysan,sakın onu kimseye söyleme de onu canın içinde koru.
Eğer aklın çalışıyorsa sözün,sünnet ve din hakkında olsun.Aşk hadisini ebedi olan bilen ve uygulayan da pervâsız sarhoştur.[ Burada ki aşk hadisi "ölmeden önce ölünüzdür.]
Bu karanlık ve dar bedende doyup oturan kişi bir de gönül ülkesini seyretsin ki süslü gül bahçesi asıl orasıdır.
Âdem ile Havvâ bu bedenden gayet rûşen olmuştur.Ancak mânâda Âdem ile Havvâ, akl-ı kül ve nefs-i küldür.
Nefsine uyan kişi enâniyet ile doludur.O kişi âdet ehlidir ki ona aslâ söz düşmez.
Aşk hadisi emanettir.Onu ifşâ etmek ise emanete hıyanettir.
Kendini beğenmiş gafil ise Mevlâ aşkının sözünü ne bilsin.
Hikmeti gönlünden koparıp ehli olmayanlara söyleyen kişi sonunda hikmetten de mahrûm olur ve gönlü karanlıkta kalır kör olur.
Aşk sırlarını açığa vuran tutkundur ey Hakkı ! Şu söz ne güzeldir : "Âşıklar ser verir sır vermezler."
Ölüm anı gözlerdeki sır perdesinin kalkacağı ve insanın hakkal yakin herşeyi göreceği andır.O an gelmeden kalbi maneviyatla doldurmak için bu gibi eserleri okumak gerekir.
Hayatında hiç deniz görmemiş bir insana denizi tarif ettiğinizi düşünün.Bu insanın denizi bu şekilde bilmesi İlmel Yakin'dir.
Tarif edilen denizi sahilde gözüyle görüp izlediğini düşünün.Bu Aynel Yakin'dir.
Adamın denize yüzmek için girdiğinde ise tüm duyularıyla onu artık hisseder ve bilir buna da Hakkâl Yakin denir.
O yüzden insan bilmediği bir şeyi hemen idrak edemez.Hz. Allah'ın "Ol" emriyle dünya, yerler ve gökler bir anda yaratılabilecekken günlere yaymıştır ki burada dahi insanın aceleciliğine ve tahammülsüzlüğüne işaret vardır.
Marifet Ehli bu zatların, bazı sır ve esrarları aynel yakin ve hakkal yakin bildiklerini,yazdıkları bu eserlerden anlayabilirsiniz.
Okurken sıkılacağınızı düşünmüyorum çünkü içinde matematikten geometriye,aşktan,astronomiden,tıbba kadar birçok farklı konuyu İslami çizgide ele alıyor.
"Gerçekte her şey aşktır.Ey Hakkı ! Bu söylenilenleri tasdik et ki, hepsi doğrudur."
[Tırnak içine aldığım kısımlar,kitaptan alıntılardır.]