#yorumperisi Kitapevinde indirim reyonunu dolaşırken kapak ilgimi çekti. Çünkü Cem – Cemlerimin (Cem Yılmaz ve Cem Boyner – Hastasıyız dedeee) resmi vardı. Sonra diğer resimleri de inceleyince Denizli’nin ( o da eski idolümüz) de olduğunu gördüm ve kitabı aldım. Ama…devamı#yorumperisi
Kitapevinde indirim reyonunu dolaşırken kapak ilgimi çekti. Çünkü Cem – Cemlerimin (Cem Yılmaz ve Cem Boyner – Hastasıyız dedeee) resmi vardı. Sonra diğer resimleri de inceleyince Denizli’nin ( o da eski idolümüz) de olduğunu gördüm ve kitabı aldım. Ama hemen okuyamadım, okudum ama yorumunu yazamadım. Kısmet şimdiymiş.
Cem Yılmaz babası ile ilişkisini: “Senin karikatür çizmek istediğin zaman babanın geceleyin masana sabah göreceğin şekilde bir deste kağıt, birkaç tükenmez kalem koymuş olması.” Olarak anlatmış. Bu da bana babamı hatırlattı, aynı şekilde bana ne lazımsa söylemeden bilir, başucuma bırakırdı. Özellikle okumam gereken, okumamı istediği kitap olursa onu bırakırdı. Sadece bir bölüm okuyacaksam o bölüm açık olurdu.
Muhtar Kent: “Üniversite tamamıyla sosyal ilişkilerin ön planda olduğu bir yer. Yani sadece ders ve diploma değil. Esas sosyal boyutu çok önemli üniversitenin, insanlarla tanışmak, ilişki kurmak… Üniversitenin ne olduğunu, insan nasıl yönlendirebildiğini, nasıl büyüttüğünü, yücelttiğini orada kavradım, öğrendim.” Üniversitenin yararları ancak bu kadar kısa ve net anlatılabilir. Sadece mesleki ders değil, hayat dersi de alınıyor.
Hüsnü Özyeğin: “Başarısızlıktan öğrenilecek şeyler, başarıdan öğrenilecek şeylerden daha fazladır diye düşünüyorum ben.” Demiş. Bende. Çünkü başarı hikayesi anlatanların tam ve doğru bilgi (başarı sırrı) verdiğine inanmıyorum. Oysa başarısızlığı anlatanlar; hatalarını, eksiklerini, başarısızlık sebeplerini dürüstçe anlatıyorlar. Bu yüzden başarısızlık hikayelerinden alınacak ders daha fazla.
10 kişi ile röportaj yapılmış. 6 tanesi sanayici ailede doğmuş, diğerleri de orta sınıfın üst seviyesinde ekonomik problemleri olmayan, okumuş ailelerin çocukları ( okurken ne gerek var dediğim istatistik dersi galiba işe yarıyor) ve üniversite okumak, meslek (diploma) sahibi olmak rutin bir iş. Özellikle sanayicilerin çocukları çalışmaya mecbur. Hiç biri “Nasılsa holding var, çalışmasam da olur.” Diyerek yan gelip yatmıyor. Diplomasını alınca, şirketin alt kademesinden sistemi öğrenerek işe başlıyorlar. Patron çocuğu olarak direk yönetimde yer almıyorlar, maaşla çalışıyorlar (işin hakkını vererek).
Bazen Olmaz’dan alınacak olanlar:
Cem Yılmaz:
Benim için rezil olmak; benim kendim için böyle düşünmemle alakalı. İnisiyatifin olmadığı, kendinde olmadığın anlardır rezil olmak.
Zirvedeki insan yalnızdır muhakkak ama onu kara kara düşündüren şey şu olmalı, “Niye çıktın oraya?”
”Fazla şey biliyorum” numarası yapmanın kişinin ne kendine ne de etrafına faydası var.
Muhtar Kent:
Yöneticiler işi doğru yapar. Liderler ise doğru işi yapar.
Karar vermeden asla lider olamazsınız. Sonuçta liderin yaptığı tek şey karar vermek.
Hayatta en önemli şeylerden biri psikolojik gelir. Herkesin yeni şeyler öğrenmeye, büyümeye ihtiyacı var. Sadece kişilerin değil, ülkelerinde ihtiyacı var. Ülkeler büyümezse sonunda liderlerini değiştirmek zorunda kalırlar. Demokratik ya da başka bir biçimde… Şirketlerinde büyümeleri şart, aynı yerde duramazlar.
Ali Sabancı:
İnsanlar seni hapse atabilir, senin serbestliğini kısıtlayabilir, senden evini, şirketlerini alabilir, parana el koyabilir ama tek bir şeyi alamaz, öğrendiklerini geri alamaz.
İşleri hiçbir zaman kendinle limitleme, muhakkak senden daha iyi insanlarla çalış…
Cem Boyner:
Size vuruldukça on misli güçleniyorsunuz aslında.
Yorgun bir toprak burası ama çok süzülmüş bir toplum var.
Hüsnü Özyeğin:
Her işi olduğu gibi, başarıyı da başarısızlığı da paylaşmak çok önemli.
Siz kendinize nasıl muamele edilmesini istiyorsanız, insan olarak sizin de aynı şekilde davranmanız lazım.