✍️Artık yapmam gereken tek bir şey olduğunu anladım: Hiçbir şey. Ne mal mülk, ne hatıralar ne arkadaşlık, ne aşk ne de bir bağ istiyorum. Bunların hepsi birer tuzak.
John Steinbeck'in, Türkçeye 'Fareler ve İnsanlar' olarak çevrilen 'Of Mice and Men' adlı eserinden uyarlanan filmimiz, iki yol arkadaşının bir çiftlikten kaçıp bir başka çiftlikte çalışmak üzere yola çıkmasıyla başlıyor. Kitabını okuyup beğendiğim eserlerin film ya da dizi uyarlamaları genellikle…devamıJohn Steinbeck'in, Türkçeye 'Fareler ve İnsanlar' olarak çevrilen 'Of Mice and Men' adlı eserinden uyarlanan filmimiz, iki yol arkadaşının bir çiftlikten kaçıp bir başka çiftlikte çalışmak üzere yola çıkmasıyla başlıyor.
Kitabını okuyup beğendiğim eserlerin film ya da dizi uyarlamaları genellikle aynı tadı vermez. Kafanızda hayal ettiğinizden bambaşka şeylerle karşılaşırsınız ya da olay örgüsü değiştirilmiştir. Fakat bu filmde kitabı okuduğum zamanki duyguları yaşadım. Öncelikle kitaptaki olay örgüsü hemen hemen aynıydı, karakterler de kitapta hayalinizde canlanan karakter biçimleriyle tamamen örtüşüyor, en azından bende öyle oldu. Filmde ağır basan tema dostluk ve yalnızlıktı. Yalnızlığın acısını, dostluğun her şeye rağmen masumiyetini hissettiriyor size film. Filmin geçtiği dönemin en büyük sorunlarından olan ırkçılığı ve bir gün kendi topraklarına sahip olma hayaliyle yaşayıp hayal kırıklığına uğrayan insanların umutlarını da göreceksiniz. Ayrıca John Malkovich'in Lennie performansı da muazzamdı. İzleyelim, izlettirelim. Kitabını da okumayı unutmayalım. 📽📚
✍️Bir gün küçük bir evimiz, birkaç dönüm toprağımız, ineğimiz, domuzumuz ve tavuklarımız olacak. Bir el yağda, bir el balda yaşayacağız, tavşanlarımız da olacak. Kocaman bir sebze bahçemiz olacak ve bir tavşan kulübemiz olacak. Aşağıdaki düzlükte tavşanlar için yonca tarlası olacak. Sen de tavşanlara bakacaksın. Kışın yağmur yağdığında, diyeceğiz ki "işin canı cehenneme", sobamızı yakacağız ve orada oturup yağmuru dinleyeceğiz.
✍️Kimsesi olmayan insan aklını kaçırır. Diyorum sana, insan çok yalnızsa hasta olur.
✍️ Sevgi neydi? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı. Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner güneş çıkardı. Sevgi neydi? Sevgi, sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeğiydi.…devamı✍️ Sevgi neydi? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı. Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner güneş çıkardı. Sevgi neydi? Sevgi, sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi iyilikti, sevgi emekti.
Bir başyapıtı daha bitirdik. Öncelikle gerçekçilik konusunda çıtayı çok yükseklere çıkarıyor dizi. Her bir karakterden zaman zaman nefret edip, zaman zaman da sevebiliyorsunuz. İyi yada kötü tanımlaması yapılamaz karakterler için, o anki şartlara, durumlara göre şekilleniyorlar. Diziyi bir başyapıt yapan…devamıBir başyapıtı daha bitirdik. Öncelikle gerçekçilik konusunda çıtayı çok yükseklere çıkarıyor dizi. Her bir karakterden zaman zaman nefret edip, zaman zaman da sevebiliyorsunuz. İyi yada kötü tanımlaması yapılamaz karakterler için, o anki şartlara, durumlara göre şekilleniyorlar. Diziyi bir başyapıt yapan da bu bence ve en çok bu yönünü sevdim. Hayat, ölüm, Tanrı, ilişkiler ve toplumsal yargılar gibi çeşitli konularda yapılan tartışmalara da ister istemez ekran başından katılıyorsunuz, düşünüyorsunuz, sorguluyorsunuz. Zaman zaman mizah da girince işin içine, işte böyle bir başyapıt ortaya çıkmış oluyor. İzleyelim, izlettirelim efendim.
✍️Ne çok ilginç biliyor musunuz? Eğer eşin ölürse, sana dul diyorlar. Eğer bir çocuk ailesini kaybederse, ona yetim diyorlar. Ama çocuğunu kaybeden birine ne denir? Sanırım bu, bir ismi hak etmeyecek kadar korkunç bir şey.
✍️-Bağlanmak istediğim bir kadın buluyorum ve o bunu imkânsız kılıyor.
+Sence bu bir tesadüf mü?
-Bu da ne demek şimdi?
+Belki mümkün kılsaydı, bu kadar hevesli olmazdın.
✍️-Neden insanların ölmesi gerek?
+Hayatı önemli kılmak için. Hiçbirimiz ne kadar yaşayacağımızı bilemeyiz. Bu yüzden her günü dolu dolu yaşamalıyız.
✍️Ama hayat bu, değil mi? Acı. Acının daha çok acıyı takip etmesi.
Batılı anlamda ilk modern hikâye örneği olan "Küçük Şeyler" kitabı, dışardan bakıldığı zaman önemsiz, sıradan konuları öyle iyi, öyle güzel betimlemeler ile anlatıyor ki insanı hikayenin içine çekip, yakalamayı başarıyor. Yazarımızın da önsözde belirttiği gibi; "Dünyada bir zerre yoktur ki…devamıBatılı anlamda ilk modern hikâye örneği olan "Küçük Şeyler" kitabı, dışardan bakıldığı zaman önemsiz, sıradan konuları öyle iyi, öyle güzel betimlemeler ile anlatıyor ki insanı hikayenin içine çekip, yakalamayı başarıyor. Yazarımızın da önsözde belirttiği gibi;
"Dünyada bir zerre yoktur ki güzel yazılmak suretiyle önemli bir konu olarak kabul edilmesin."
Her hikâyenin kendine has bir havası da var tabii ki, kimi zaman yüzünüzde bir tebessümle bitiriyorsunuz hikâyeyi, kimi zaman da hüzünlenmiş bir şekilde. Kısa yazılan ve basit sayılabilecek konularla bunu başarabilmek de yazarın ustalığıdır elbette. Beni en çok etkileyen hikâye ise "Pandomima" oldu. Dönüp dönüp tekrar okuyacağım bir hikaye, sanırım biraz da kendi hayatımıdan birşeyler bulabildiğim için daha çok etkiledi beni.
Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim, iyi okumalar. 📚
✍️Bir âlimin varlığın içyüzüne bakışıyla bir şairin kâinata bakışı aynı mıdır? İlkinin gerçeği araştırmaya adanmış bakışlarında küçük bir kırgınlık, büyük bir sükûnet görülürken ikincisinin benzersiz bir cennetin hayaline dalmış kararsız gözlerinde bir hüznün, bir ıstırabın varlığına şahit olunmaz mı?
✍️"Şairlerin, âlimlerin en büyük eserleri, ümitsiz ve hiddetli zamanlarında yazdıklarıdır."
✍️Yaşam mücadelesine zırhsız, silahsız, yani zayıf bir bünye, hassas bir gönül, sevdalı bir ruhla girmişti.
✍️"Hanım! En son cevabını isterim. Ya ben, ya kediler?"
"Kediler!"
✍️Ah ne alçak gönüllerimiz var. Nefrete neden olması gereken olayların sevgiyi öldürememesi ne acıdır!
✍️ Herhangi birinin duygularıyla tanrıya inanmak çok mu zor? Neden o hep belirsiz sözlerin ve görülmeyen mucizelerin ortasında saklanmak zorunda? Kendimize bile inanmazken inananlara nasıl inanabiliriz ki? ✍️ Hiçbir insan ölümle ve her şeyin hiçbir şey olduğunu bilerek yaşayamaz. ✍️…devamı✍️ Herhangi birinin duygularıyla tanrıya inanmak çok mu zor? Neden o hep belirsiz sözlerin ve görülmeyen mucizelerin ortasında saklanmak zorunda? Kendimize bile inanmazken inananlara nasıl inanabiliriz ki?
✍️ Hiçbir insan ölümle ve her şeyin hiçbir şey olduğunu bilerek yaşayamaz.
✍️ İnanmak acı çekmektir. Karanlıkta duran ama asla cevap vermeyen birisini sevmek gibidir.
Aklını başına al, yoksa derdin hiç bitmez Tepene binmiş Zübük, artık başından gitmez Seni cahil bırakır, hem okutup eğitmez Sonra da cahilliğin elinde silah olur Körler memleketinde şaşı padişah olur! ** Her dine girerim, dindarım gayet Denizden aşırtan Musa'm olmalı!…devamıAklını başına al, yoksa derdin hiç bitmez
Tepene binmiş Zübük, artık başından gitmez
Seni cahil bırakır, hem okutup eğitmez
Sonra da cahilliğin elinde silah olur
Körler memleketinde şaşı padişah olur!
**
Her dine girerim, dindarım gayet
Denizden aşırtan Musa'm olmalı!
Dar yerde sıkışıp kalırsam şayet
Göklere uçurtan İsa'm olmalı!
**
Referandum dediler, olur eyvallah dedik
Koalisyon dediler, haydi inşallah dedik
Sosyal adalet de var, oh oh maşallah dedik
Avrupa'da ne varsa bizler de yapmaktayız
Her boyaya boyandık, fıstıkî kaldı yalnız!
**
Kaç defa dedim sana
Girmez kalın kafana
Yükselmek istiyorsan
Uymalısın şeytana
Yoksa başında kabak
Aleyke mâ yestehak
Budur sana müstehak!
**
Çık partiden cart diye
Gir partiden partiye
Dün öptüğün elleri
Bugün ısır hart diye
Kalmaz yoksa ot ocak
Aleyke mâ yestehak
Budur sana müstehak!
**
Üfür rüzgarım üfür!..
Doğru söz oldu küfür
Bir insan değilse hür
Nasıl geçer o ömür?
Ömrün içine tükür
Kimine şapur şupur
Bize Yarabbi şükür!
**
Bu zamanda insanın mutlu olması için
Ya beyni veyahut da âsabı olmayacak...
**
Anladım en sonunda başarabilmek için
İnsan hangi işteyse erbabı olmayacak...
**
Yanılıp da bir yar sevsen el alır
Bir dikili dalın olsa, sel alır
Yoksa şansın, cevher desen yel alır
El kavun yer, kurtulamazsın kelekten
Neler geldi, neler geçti felekten!
**
Çocuktan, kadından, er kişimizden
Sorsanız memnun bu gidişimizden
Yatıp kalkıp kazık yiyişimizden
Sevincimiz belli her işimizden
"Bu da geçer yahuuu!.." deyişimizden
**
Elli yıldır bu böyle, geldi derler hürriyet
Madem hürriyet geldi, gider artık ciddiyet
Çalalım oynayalım, Allah versin afiyet...
Kazık çakılmaz beyim, olsan bile Süleyman
Bu dünya kime kalmış, sallan sallan yuvarlan!
**
Bugün yarın diyerek insanı avuturlar
Lades değil ki bu, sonradan unuturlar
Köprüyü geçesiye ayıya derler dayı
Efendimiz, beyimiz diyerek uyuturlar
Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı!
**
Çiğ süt emmiştir insan evladı
Konuşur sandın ama havladı
Kendi cinsini yedi, avladı
Şeytana bile okutur rahmet
İte ot verip, ata verme et!
**
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!
**
Bir kendisi var herşeyi bilen
Başka bilen yok sanıyor
Herkes kendini bir bok sanır
Ama bu herif
Kendini iki bok sanıyor
**
Ne milliyeti, ne dini, ne imanı
Ne de namusu var
Silahları yapan sermayenin
Ama en milliyetçi, en dinci
En namuslusu yine onlar...
Çünkü onlar yaşasın diye ölecek
Dünyada çok avanak var
**
Yüzyıllardanberi filosoflar
İnsanı türlü türlü tanımlamışlar
Ama nice tanımlasan
Hepsinin birleştiği şu:
Ne yapsan
İnsan, yine hayvan, yine hayvan
Ey hayvan oğlu hayvan
İnsan ol, insan!
Nietzsche'nin, kendi felsefi görüşlerini edebi bir metin şekline getirip aktardığı, en bilinen eseridir. Eğer Nietzsche felsefesine giriş yapmak istiyorsanız, bu kitapla başlamanızı öneririm. Kitap elbette ağır bir kitap, okuması zor, sabır gerektiren bir kitap, fakat, Nietzsche de zaten kolay anlaşılmak…devamıNietzsche'nin, kendi felsefi görüşlerini edebi bir metin şekline getirip aktardığı, en bilinen eseridir. Eğer Nietzsche felsefesine giriş yapmak istiyorsanız, bu kitapla başlamanızı öneririm. Kitap elbette ağır bir kitap, okuması zor, sabır gerektiren bir kitap, fakat, Nietzsche de zaten kolay anlaşılmak isteyen bir filozof değil. Bu yüzden de hayatınızın yoğun ve meşgul dönemlerinde iseniz, pek tavsiye etmem okumanızı. Başlangıç kitabı olarak söylememin temel sebebi aslında, Nietzsche hakkında duyduğumuz üstinsan, istem vb. kavramları kendi felsefi dili ile açıklıyor olmasıdır, her ne kadar kavraması kolay olmasa da. Bazı bölümleri, bazı cümleleri tekrar tekrar okuyacaksınız, yoğun anlam karmaşası yaşadığınız bölümler olacak. Fakat sabretmenizi, dikkatinizi vermenizi tavsiye ederim, bazı noktalarda dile getiremediğimiz düşüncelerin şiirsel bir dille aktarıldığını anlayacaksınız. Kitabın kapağını kapattığınızda ise, hayata dair bambaşka bir bakış açısı kazandığınızı fark edebilirsiniz, kendim için böyle olduğunu söyleyebilirim en azından.
"Bir zamanlar Tanrı'ya karşı işlenen günah, en büyük günahtı; fakat Tanrı öldü ve onunla birlikte o günahkârlar da. Şimdi en korkuncu; yeryüzüne karşı günah işlemek ve de bilinmezin gönlünü yeryüzünün anlamından üstün tutmaktır!"
Bir gün şeytan bana şöyle dedi: "Tanrı'nın da kendi cehennemi vardır: İnsana sevgisidir bu." Bir süre önce de şu sözü söylerken duydum onu: "Tanrı öldü, insanlara duyduğu acıma yüzünden öldü Tanrı."
İnsanlar arasında susuzluktan ölmek istemeyen, bütün bardaklardan içmeyi öğrenmelidir; insanlar arasında temiz kalmak isteyen, kirli suyla yıkanmayı dahi bilmelidir.
Kimilerinin yalnızlığı, hastanın kaçışıdır; kimilerinin yalnızlığı ise, hastalardan kaçıştır.
İnsanlar arasında yaşamayı hayvanlar arasında yaşamaktan daha tehlikeli buldum: İşte bu kimsesizlikti!
Bütün hayvanların erdemlerini çoktan yağmalamıştır insan: Bütün hayvanlar içinde en çok zorluk çekenin insan olması bu yüzdendir.
Bilmemeyi, birçok şeyi yarım yamalak bilmeye yeğlerim! Kendi bileğimin hakkıyla delinin biri olmayı, başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmeye yeğlerim!
Peki suç kulaklarımızdaysa, niye kendisini iyi işitmeyen kulaklar verdi bize? Diyelim ki, çamur doluydu kulaklarımız, peki kim tıkamıştı bu çamuru oraya? Bir sürü işi beceremezdi, bu işini doğru dürüst öğrenmemiş olan çömlekçi! Oysa çömleklerinden ve yarattıklarından, elinden iyi çıkmadılar diye öç alması; iyi zevke karşı işlenmiş bir günahtı.
Yığınların bir zamanlar nedensiz inanmayı öğrendiklerini; kim, nedenlerle çürütebilir ki?
...+ Ama ölüm her şeyin sonuysa bunun ne manası var? -Neyin ne manası var? +Yaşamanın. İntihar etsen de olur yani. -Diyelim ki bir film izliyorsun ve filme bayıldın, Kevin Hart oynuyor... +Evet -Birisi filmin biteceğini söylese "Salla o zaman, ne…devamı...+ Ama ölüm her şeyin sonuysa bunun ne manası var?
-Neyin ne manası var?
+Yaşamanın. İntihar etsen de olur yani.
-Diyelim ki bir film izliyorsun ve filme bayıldın, Kevin Hart oynuyor...
+Evet
-Birisi filmin biteceğini söylese "Salla o zaman, ne manası var?" deyip kapatır mısın?
+Hayır, çünkü tekrar izleyebilirim.
-Bence hayatın kıymeti, tekrarı olmamasından geliyor. Yani iyi hissetmeni sağlıyorsa sen inanabilirsin. Doğru olduğu anlamına gelmez. Ama sonsuza dek yaşamayacağını fark etmek, bana göre hayatın büyüsünün kaynağı. Günün birinde son yemeğini yiyip, son çiçeğini koklayıp bir arkadaşına son kez sarılacaksın. Son kez olduğundan haberin olmayacak, o yüzden sevdiğin her şeyi tutkuyla yapmalısın işte. Kalan yıllarının kıymetini bilmelisin çünkü devamı yok.
"...Dünyadaki bütün büyük hastalıkların ana sebebi bu: İçine atmak." Eğer ilişkide veya evlilikte çaba sarf edenin sadece kendiniz olduğunu ve karşı tarafın hiçbir şey için çaba sarf etmediğini hissediyor veya anlıyorsanız, o ilişkiye devam etmek -özellikle sizi- daha çok felakete…devamı"...Dünyadaki bütün büyük hastalıkların ana sebebi bu: İçine atmak."
Eğer ilişkide veya evlilikte çaba sarf edenin sadece kendiniz olduğunu ve karşı tarafın hiçbir şey için çaba sarf etmediğini hissediyor veya anlıyorsanız, o ilişkiye devam etmek -özellikle sizi- daha çok felakete sürüklüyor. İnsanlar belki bunu dışardan hissedemeyebiliyor, çünkü bu durumda bazılarımızın fırtınaları içinde kopuyor. Ve bir şekilde yolunu bulup devam etmeye çalışıyoruz. Filmi Sevilay'la empati kurup izleyenlerin de bu düşüncelerimi anlayacağından eminim. Bu empatiyi de yoğun şekilde hissedebiliyor olmamız belki de çoğumuzun hayatımızın bir döneminde birebir olmasa da benzer durumlar yaşıyor olmamız. Filmin gerçekçiliği de bu yönden muazzam.
Filmin değindiği birçok kritik alan var. Aile içi bireylerin birbirlerine olan güvensizlikleri, birbirlerinden kopuklukları, tükenmiş olan sevgileri. Bunların da temel sebebi ilk paragrafta belirttiğim gibi mutsuz evliliklerin veya ilişkilerin ısrarla sürdürülüyor olmaları. Benim bakış açımla filmin özeti buydu, ve belki de ben biraz fazla kötümserim.
Oyunculuklar iyiydi, senaryo da güzeldi ve akıcıydı, sıkılmadan izledim. Sonu biraz yarım kalmış gibi hissettirdi sadece. Tavsiye edebileceğim bir film oldu.