Düşüncelerimi kelimelere dökmeden önce kitabı okumayı düşünenleri şiddetle uyarmak istediğim konu şudur ki; içerdiği şiddet, taciz, tecavüz, kan, vahşet bölümleri ve betimlemeleri dolayısıyla kesinlikle ve kesinlikle 18 yaşından küçük hiç kimseye tavsiye etmeyeceğim bir kitap. Öncelikle kitabın ismine değinmek istiyorum.…devamıDüşüncelerimi kelimelere dökmeden önce kitabı okumayı düşünenleri şiddetle uyarmak istediğim konu şudur ki; içerdiği şiddet, taciz, tecavüz, kan, vahşet bölümleri ve betimlemeleri dolayısıyla kesinlikle ve kesinlikle 18 yaşından küçük hiç kimseye tavsiye etmeyeceğim bir kitap.
Öncelikle kitabın ismine değinmek istiyorum. Yanlış ya da eksik çeviriden midir bilmiyorum ama kitabı okurken isim ile kitap arasında bir bağlantı kuramamıştım ancak sonradan öğrendim ki kitabın orijinal adı (Clockwork Orange) ingiliz argosunda "olabilecek en tuhaf davranışları sergileyen ve başkaları tarafından yönlendirilen kişi" demekmiş. Baş karakter Alex'i göz önüne alınca taşlar yerine oturuyor tabi.
Kitabın atmosferine gelecek olursak size kabuslar gördürebilecek kapasitede yoğun bir şiddet, işkence ve dolayısıyla kötülük hakim. Tüm bu saydıklarım kitapta çocuk diyebileceğimiz yaştaki bir karaktere yamanmış özellikler. İroniye bak diyorsanız bir de şunu dinleyin. Kitabı en çok okuyan kitle de düşüncelerinin yeni yeni şekillenmeye başladığı yaşlarda olan çocuklardan oluşmaktaymış. Portakal isminin "Şeker Portakalı"nı hatırlatmasından mıdır yoksa kitabın o turuncu kapağının dikkat çekmesinden midir bilemiyorum ancak kitabın okunma yaşına çok dikkat edilmesi gerektiği konusunun tekrarında yarar görmekteyim.
Şimdi kitaba geçelim. Kitapta bir suçluyu topluma kazandırmak için denenen farklı bir yöntemden bahsediliyor.
Suçlular topluma kazandırılmalı mı? Topluma dahil edilmeden önce denenecek her tür yöntem mübah mıdır? gibi konularda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ancak kitapta bu yöntemlerden biri olan "Ludovico Tekniği" hakkında bolca düşünme zamanınız olacak.
Bu tekniğe Pavlov'un Koşullu Şartlandırmasının yan sanayisi diyebiliriz. Ama sadece Pavlov deyip geçmek olmaz. Kitapta deneyselciliğin babası olan John Locke abimizin Tabula Rasa kavramından, Freud'un Psikoseksüel Kuramına kadar tonla düşünce zihninize doluşup sizi düşünce denizlerinde boğuyor adeta.
Yer yer etik problemler hakkında kafa yoracaksınız
•Özgür iradesi elinden alınması sonucu iyiyi seçen birine iyi insan, hatta insan diyebilmek mümkün müdür?
•Sahip olduğumuz değerler nelerdir?
•Seçimlerimiz üzerine mi kötülükten uzaklaşıyoruz yoksa kötülükten uzaklaşmaya şartlandırıldık mı?
•Bir caniyi evcilleştirmek mümkün müdür ya da ne kadar mümkündür?
Kitap bu tarz sorularla bize ahlaki bir sorgulama yaşatırken bir yandan da 1960'lar Britanyasının sosyolojik yapısı, çeteleşmeler hakkında bilgi edinmemizi sağlıyor.
Kitabın her bölümde sarsılmaz bir iradeyle kötülüğü arzulayan, hayal eden ve dışavuran bir karakter vardı karşımızda ancak kitabın son bölümünde Alex kötülüğe olan motivasyonunu, kötülük hakkında bir farkındalık yaşayarak değil de eski çete arkadaşının yeni yaşantısına özenerek kaybeden birine dönüşüyor. Bu keskin dönüş sizleri ne kadar rahatsız etti bilmiyorum ancak kitabı filmleştiren Stanley Kubrick de aynı fikirde olsa gerek ki filmde kitabın son bölümü es geçilmiş.
Yazar ise bu konuda bı açıklama yapma gereği duymuş olacak ki şu cümleleri dile getirmiş: "Aslında karakterinizde işleyen ahlaki bir dönüşüm veya bilgelikte bir artış olasılığını göstermedikçe roman yazmanın bir anlamı yoktur."
Yazar kitabı iyimser bir sonla bitirse de roman boyunca betimlenen Alex gibi birinin kötülükten kolay kolay vazgeçmesi pek mantıklı gelmedi. Hatta yazar yansıtmak istediği duyguları o kadar iyi betimlemiş ki dürüst olmak gerekirse kitabın her sayfasını Alex en ufak bir iyilik belirtisi gösterse bile hemen ardından gelen o kötülük dürtüsü yüzünden nefret ede ede okudum.
Bir deee klasik müziğin iyiler ve kötüler için bir ortak nokta, bir birleştirici güç olduğunu fark ettiniz mi? :D (Mesela Hitler de 9. Senfoni'ye bayılıyordu.) Sevdiğini başkasıyla görmek can sıkıyor.
Neyse şimdi soruyorum size seçilmiş kötülük mü, dayatılmış iyilik mi?
Varın bir de siz okuyun.