Üçüncü farklı Spider Man filmi ve başrol oyuncusu ile çok daha genç ve çocuksu örümcek adam filmi görüyoruz.Bu film ile Avengers grubuna dahil olmaya ve kendini Tony Stark a kanıtlamaya çalışan bir acemi kahraman filmi olmuş-ve bence olmamış- Ben bu…devamıÜçüncü farklı Spider Man filmi ve başrol oyuncusu ile çok daha genç ve çocuksu örümcek adam filmi görüyoruz.Bu film ile Avengers grubuna dahil olmaya ve kendini Tony Stark a kanıtlamaya çalışan bir acemi kahraman filmi olmuş-ve bence olmamış-
Ben bu filmi ortalama buldum görsel animasyon ve hızlı aksiyon ile beraber bir oldu bitti hikayesi ve örümcek adam karekteri "İnanılmaz Örümcek Adam" karekterine göre bile oldukça acemi ve bir kahraman olduğunun farkında olamayan bir karekter olarak anlatılmış.Film boyunca adeta Tony Stark ın çırağı ve sözünü dinlemesi gereken öğrencisi gibi gözüküyor-finalde şaşırtsa bile-
Özellikle Tony Stark ın hazırladığı yapay zekalı kostüm ile beraber adeta burslu süperkahraman öğrencisi gibi olmuş ve örümcek adam karekterine göre oldukça zıt bir durum.May Hala ya gelince Hala değilde ablası/teyzesi gibi, çizgi roman serisinde bile o kadar genç olduğunu sanmam önceki film serilerindeki karekter olarak arada dağlar kadar fark var.
Sonuç olarak Tobby Maguire lı Örümcek Adam serisi gerçek bir halk kahramanı ve olgunlaşmış süper film karekteri olması bakımından ve hikaye işleyişi bakımından gerçek bir Örümcek Adam filmi olarak kabulümdür.Bu seri ile mizahi ve sempatik bir karekter filmi izleyeceğiz MCU evreni sıradaki filmi ile devam.
Üniversiteyi ortadan kaldırmanın vakti geldi: Akademik eğitim gerçekten kayda değermiş gibi davranmaya bir son verelim. Teoloji nesnesi dahi olmayan bir alandır. UFO araştırmaları ve Loch Ness Canavarı çalışmalarıyla aynı seviyededir. Klasik çalışmalar ise Neron, Caligula ve en az bir eski…devamıÜniversiteyi ortadan kaldırmanın vakti geldi: Akademik eğitim gerçekten kayda değermiş gibi davranmaya bir son verelim.
Teoloji nesnesi dahi olmayan bir alandır. UFO araştırmaları ve Loch Ness Canavarı çalışmalarıyla aynı seviyededir. Klasik çalışmalar ise Neron, Caligula ve en az bir eski başbakan gibi pek de hoş olmayan insanlarla ilgilenir. Sosyoloji, sol ideolojiyi bilimsel bir kılıfa sokmanın kibarca bir yoludur. Siyaset bir meslektir, akademik dâhiler için düzenlenen bir seminer değil. Sanata gelirsek satılabilir eserler üretmek için Raphael veya Rembrandt hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmanıza gerek yok. Hatta isimlerini bilmenize bile lüzum yok. Felsefe, “Hiçbir şeyin önemi yoktur” cümlesinin gramer yapısıyla “Hiçbir şey konuşmaz” cümlesinin gramer yapısını karşılaştırarak insanları intihardan kurtaracağını düşünen akademik titizler içindir. Bilimin pratik uygulamaları olan kısımları korunmalıdır, lakin kuarklar, kara delikler ya da bir karıncanın bağırsakları gibi alanlarla uğraşan bölümler pek de gerekli değildirler.
-terry Eagleton
🌊🧜🏻♀️🫧 Ponyo ve Sosuke… Bir gün minik bir Japon balığı kavanoza sıkışıp karaya vurur. Onu bulup kurtaran Sosuke ona Ponyo ismini verir. İkili birbirine çok bağlanır ve Ponyo insan olmak ister. Suların altındaki babası Fujimoto engel olmaya çalışsa da Ponyo’yu…devamı🌊🧜🏻♀️🫧
Ponyo ve Sosuke…
Bir gün minik bir Japon balığı kavanoza sıkışıp karaya vurur. Onu bulup kurtaran Sosuke ona Ponyo ismini verir. İkili birbirine çok bağlanır ve Ponyo insan olmak ister. Suların altındaki babası Fujimoto engel olmaya çalışsa da Ponyo’yu vazgeçiremez ve Ponyo insan olup karaya çıkar. Peki yeni hayatında onu ve Sosuke’yi neler bekliyordur?
Hayao Miyazaki’nin yine görsel şölen ve derin anlamlar sunduğu bir filmi. İzlerken resmen büyülendim, Hayao Miyazaki’nin hayal gücüne hayran kaldım ve dostluğun ve mücadelenin önemini gördüm.
İçinizi sıcacık yapacak, ailecek izleyebileceğiniz tarzda bir film.
Spoiler içeriyor
Tahtı barış içinde bırakabilirsin. Skandala lüzum yok! ;) "Ölüm ayırmaz, ölüm birleştirir. Bizi ayıran hayattır.." "Beni endişelendiren bu değil. Eğer savunduğunuz bir şey yoksa ne uğruna öleceksiniz?" "Ömrüm boyunca zayıf adamların yanında durdum. Sen de onlardan birisin." *Diziye başlayınca insan…devamıTahtı barış içinde bırakabilirsin. Skandala lüzum yok! ;)
"Ölüm ayırmaz, ölüm birleştirir. Bizi ayıran hayattır.."
"Beni endişelendiren bu değil. Eğer savunduğunuz bir şey yoksa ne uğruna öleceksiniz?"
"Ömrüm boyunca zayıf adamların yanında durdum. Sen de onlardan birisin."
*Diziye başlayınca insan ister istemez bir "saray ihtişamı, entrika, güç savaşları" beklentisine giriyor. Görsel olarak da bunu bir süre veriyor. Ormanlar, tren yolculukları, sarayın içi, kostümler… Her şey gerçekten göz doyuruyor. Ama iş hikâyeye gelince aynı etkiyi sürdüremiyor. Bana kalırsa dizinin en büyük sorunu da bu: dışı çok parlak, içi biraz yavan kalıyor.. Daha çok entrika varmış gibi yapılmış ama derinliği olmayan bir düzen var. Halk tarafı ise tamamen ayrı bir dünya. Halk açlıkla, sefaletle, baskıyla uğraşırken saray bundan ya habersiz ya da çok uzakta. Sadece işlerine gelince hatırlanan bir "kalabalık" gibi duruyorlar. Bu da zaten dizinin en net mesajlarından biri: sistem yukarıda, gerçek hayat aşağıda.. Franz karakteri de bu kopukluğun içinde ilginç bir yerde duruyor. Yıllarca üniforma giyip aslında savaşı neredeyse hiç gerçekten yaşamamış bir imparator.. Tabii bunda annesinin kendisini yetiştirme tarzı da etkili, çünkü bu durumdan bizzat kendisi de rahatsız.. İmparator Franz bu bağlamda kendi kendine şu soruyu sorar " madem cephelerde savaşmaya gitmeyeceğim o halde neden yirmi yıldır bu üniforma benim üzerimde duruyor, neden bu üniformayı giyiyorum?" diye sık sık kendi kendini sorgular. Bu sorgulama aslında güzel ama geç kalmış bir farkındalık. Sürekli uzaktan yönetilen, kararları başkalarının etkisiyle şekillenen bir lider portresi var. En sonunda savaşa gitmesi ise biraz "nihayet" dedirten ama hikâyeyi toparlamaya yetmeyen bir hamle gibi kalıyor.
Elisabeth yani İmparatoriçe tarafına gelince… burada da benzer bir durum var. Başta özgür ruhlu, kurallara uymayan, kendi hayatını seçmek isteyen biri olarak tanıtılıyor. Ama sonra bir anda imparatoriçe olma sürecine giriyor ve bu geçiş bana pek oturmamış gibi geldi. Sanki karakter ile rol arasında bir uyumsuzluk var. İmparatoriçe olmak istemesi de biraz “kendini kanıtlama” ya da inat duygusuyla birleşmiş gibi duruyor. Ama sonuçta ortaya çıkan şey, güçlü bir liderden çok sistemin içinde sıkışmış bir karakter hissi.. filmin ismi imparatoriçe olduğu için bu karakterden çok şey bekliyorsun ama bana çok pasif geldi bir imparatoriçeye göre çok büyük şeyler yapmadı ve bence imparatoriçe olmak ona göre değildi sırf hırsından imparatoriçe olmayı kabul etti. sjsjs ve anlamadığım bir şey de neden sürekli abla ve kız kardeşler arasından abla pasif olup ablanın kısmetini küçük kız kardeşi çalıyor sjsjs bence bu haksızlık. Masallarda bile böyle, ablalar kötü, çirkin en küçük kız kardeş ise her zaman en güzeli ve iyisi oluyor sjsjsj çok saçma ve ezberlenmiş kalıplar maalesef sjsjsjs Neysee
Dizinin en dikkat çeken taraflarından biri de kadınların konumu. Kadınlar sürekli bir “hazırlık” sürecinde gibi gösteriliyor. Ne yedikleri, ne içtikleri, nasıl göründükleri tamamen kontrol altında. Sabah aç karnına tuhaf karışımlar, çiğ yumurta gibi uygulamalar, özel içecekler… Hatta fiziksel görünüm için korselerle bedenin sıkıştırılması gibi aşırı rahatsız edici detaylar var. O yıllarda yaşamadığım için mutlu oldum açıkçası sjsjsj
Kadınların varoluş amacı da çoğu zaman sadece "soy devamı "üzerinden tanımlanıyor. Düşünmek, konuşmak ya da kendi fikrini ortaya koymak çoğu zaman ikinci planda. Hatta normların dışına çıkan kadınlar "deli" ya da "uyumsuz" olarak görülüyor. Düşünüyorum da eğer o yıllarda yaşamış olsaydım bu vicdansızlar muhtemelen beni de deli ya da cadı zannedip yakarlardı sjsjsjs Allah korusun sjsjs
Genel olarak bakınca The Empress, güçlü bir hikâye anlatmaktan çok güçlü bir atmosfer kuran bir dizi. Görsel olarak etkileyici, dönem hissini veriyor ama karakter derinliği ve hikâye gücü aynı seviyede değil. İzlerken hem büyülenip hem de “bir şey eksik” hissi bırakıyor. 1. sezonu 2 sezona göre daha heyecanlıydı. 3. sezon gelecek mi bilmiyorum ama 2. sezonda sanki bitmemişlik hissi vardı. Yarım kalmışlık hissi, beni pek tatmin etmedi açıkçası, sıkıcıydı. Benim için bu dizi de ihtişam var, ama ağırlık yok. Taç var, ama taşıyan el titriyor sjsjsj Keşke İmparator Franz biraz bizim Osmanlı padişahlarından ders alabilseydi sjsjs adam üniformasını giymiş savaşa gitmediği halde 20 yıldır üstünden çıkarmıyor sjsjsj ülkeyi saraydan yönetiyor hjhj böyle İmparatorluğu ben de yaparım kusura bakma imparator Franz sjsjsj Yani sen de şimdi bir Fatih Sultan bir Kanuni değilsin hani kusura bakma görünen köy kılavuz istemez sjssj
Çoğu İnsan İyidir gayet güzel başlamıştı aslında, umut ararken başlamıştım, ona devam etmek istiyorum ama konsantre olabilecek miyim bilmiyorum. Neyse, sabah ola hayrola. Herkese uğurlu pazartesiler.
Spoiler içeriyor
Uzun zamandır izlemeyi beklettiğim bir filmdi. Beklediğimden farklıymış. Aslında konu şu : Hayallerini ve arzularını henüz gerçekleştirememiş 2 insanın, bunun için çaba gösterirlerken, hesaplarında olmadan birbirlerine tutulmaları... Birbirleriyle ayrılma kavgaları bile hayaller üzerinden suçlamalarla gerçekleşti. Bu yüzden birlikte devam edemeyecek…devamıUzun zamandır izlemeyi beklettiğim bir filmdi.
Beklediğimden farklıymış.
Aslında konu şu :
Hayallerini ve arzularını henüz gerçekleştirememiş 2 insanın, bunun için çaba gösterirlerken, hesaplarında olmadan birbirlerine tutulmaları...
Birbirleriyle ayrılma kavgaları bile hayaller üzerinden suçlamalarla gerçekleşti. Bu yüzden birlikte devam edemeyecek kadar kırgındılar.
İki farklı hayat çizdiler. İkiside hayallerini gerçekleştirdi. Birlikte olsalardı nasıl olurdu acabayı da izletmeleri güzel oldu.
Gayet güzel ve mantıklı bitti.
Ayrıca filmdeki müziklerin sözleri çok anlamlıydı.
Neden böyle güzel sözleri olan türkçe müziklerimiz artık yok diye düşündüm, durdum...
Aleme yar olsam yar bana küser Yarim bir tanedir yadı neyleyim Kalbimde kadimdir aşk ile eser Ateşi kafidir od'u neyleyim Benim yarim güzellerden kıymetli Tor şahin bakışlı arslan heybetli Gülüşü cilveli sohbeti tatlı Baldaki lezzeti tadı neyleyim Benim yarim güzellerin…devamıAleme yar olsam yar bana küser
Yarim bir tanedir yadı neyleyim
Kalbimde kadimdir aşk ile eser
Ateşi kafidir od'u neyleyim
Benim yarim güzellerden kıymetli
Tor şahin bakışlı arslan heybetli
Gülüşü cilveli sohbeti tatlı
Baldaki lezzeti tadı neyleyim
Benim yarim güzellerin sultanı
Uğruna koymuşum bu tatlı canı
Evvel ahır olacağım kurbanı
Edebi hayayı udu neyleyim
Muhabbetin canda haslardan hastır
Avutur Veysel'i bir şen piyestir
Türk adı babamdan bana mirastır
Daha bundan başka adı neyleyim
ya aydınlıkta huzur bulacağız ya karanlığa batarak boğulacağız b. ben seninle aydınlığada varım karanlığada ama sadece seninle .yalnız başıma başaramam ne karanlıkta boğulmayı ne aydınlıkta huzur bulmayı lütfen b beni sensiz bırakma sende bulduğum sıcaklığı başkasında aratma . elimde ne…devamıya aydınlıkta huzur bulacağız ya karanlığa batarak boğulacağız b. ben seninle aydınlığada varım karanlığada ama sadece seninle .yalnız başıma başaramam ne karanlıkta boğulmayı ne aydınlıkta huzur bulmayı lütfen b beni sensiz bırakma sende bulduğum sıcaklığı başkasında aratma . elimde ne varsa al en değerlim olan zamanımı al ama sensiz bana zaman bırakma. seni sevdiğim gibi beni sev sana güvendiğim gibi bana güven sana baktığım gibi bana bak ama benden geçme çünkü biliyorum sende geçersen bana ben kalmaz bende can kalmaz.