“Şişeleri yalıyor güneş, sen ise hâlâ karanlıksın Nasıl oluyor da bir tek sen yalnızsın? Sormazlar mı hiç halini, hatrını? Saymazlar mı seni kuldan, Canına canan olmazlar mı?”❤️🩹
Bad Influence, Tiffany Smith’in kızı Piper’ı küçük yaşta sosyal medyada ünlü etmesiyle başlayan ve zamanla çok daha rahatsız edici bir hâle gelen olayları anlatıyor. Piper’ın ve çevresindeki diğer çocukların sürekli içerik üretmesi, izlenme uğruna özel hayatlarının kullanılmasına kadar gidiyor. Dışarıdan…devamıBad Influence, Tiffany Smith’in kızı Piper’ı küçük yaşta sosyal medyada ünlü etmesiyle başlayan ve zamanla çok daha rahatsız edici bir hâle gelen olayları anlatıyor. Piper’ın ve çevresindeki diğer çocukların sürekli içerik üretmesi, izlenme uğruna özel hayatlarının kullanılmasına kadar gidiyor. Dışarıdan bakınca eğlenceli, renkli ve herkesin mutlu olduğu bir dünya gibi görünürken aslında çocukların masumiyetlerinin içerik uğruna kullanıldığını görmek çok üzücüydü. Belgesel bence çocukların sosyal medyada şöhret kazanmasının arkasında neler olabileceğini ve yetişkinlerin çocuklar üzerindeki gücünü net bir şekilde gösteriyor. Ne yazık ki Tiffany Smith hiçbir ceza almadığı için bu içerikler +18 şekilde devam ediyor ve Piper’ın hâlâ bunu normal olarak karşılaması bilinçaltının nasıl yıkandığını bize gösteriyor. Kızını bu şekilde kullanan bir kadına anne demeyi de hiç doğru bulmuyorum, umarım bir şekilde hakettiği cezayı çeker.
Benzer tutulmalar yaşadığım için çok sevdiğim kitap.Sürekli yokuş aşağı giden hayat.Dikkatli okursanız çakmak gazından nasıl kafa yaparsınız onu bile anlatır.
Allah çarpsın son zamanlarda izlediğim en iyi film BEN BURALI DEĞİLİMMMMMM BANA GÖNÜL BAĞLAMAAAA 😭😭😭😭 BİR ELİNDE ÇURA ÇALAR VURA VURAAAAAAAA 😭😭😭 KÜÇÜK HANIM GELİYOR BEL KIRA KIRAAAAAAAAAAA
Kuzey Carolina'daki kurgusal Tree Hill kasabasında geçen ve aynı babayı paylaşan iki üvey kardeşin rekabeti, aşkları ve büyüme hikayeleri anlatılıyor. Bu dizinin yeri bende çok ayrı. Yani izlerken basit bir lise dizisi gibi gelse de, her karakterin hikayesi insana bir…devamıKuzey Carolina'daki kurgusal Tree Hill kasabasında geçen ve aynı babayı paylaşan iki üvey kardeşin rekabeti, aşkları ve büyüme hikayeleri anlatılıyor.
Bu dizinin yeri bende çok ayrı. Yani izlerken basit bir lise dizisi gibi gelse de, her karakterin hikayesi insana bir şeyler katıyor. O yüzden her defasında yeniden başlayasım geliyor. İlk bölümlerde sinir olsam da favori karakterim kesinlikle Brooke. Favori çiftim ise Naley çiftidir net. Uzun soluklu bir gençlik dizisi arıyorsanız bu dizi tam size göre.
DANACIOBASI KAVRULDU O GÜN Bir köyün hafızasında silinmeyen acı… Bir gecede yaşanan büyük felaketin ardından geride kalan ağıtlar, gözyaşları ve unutulmayan hatıralar… “Danacıobası Kavruldu O Gün”, Keskin’in Danacıobası köyünde yaşanan acı olayı konu alan bir ağıttır. Bu eser; hayatını kaybeden…devamıDANACIOBASI KAVRULDU O GÜN
Bir köyün hafızasında silinmeyen acı…
Bir gecede yaşanan büyük felaketin ardından geride kalan ağıtlar, gözyaşları ve unutulmayan hatıralar…
“Danacıobası Kavruldu O Gün”, Keskin’in Danacıobası köyünde yaşanan acı olayı konu alan bir ağıttır. Bu eser; hayatını kaybeden canların hatırasını yaşatmak, geride kalanların acısını paylaşmak ve yaşananları gelecek nesillere aktarmak amacıyla kaleme alınmıştır.
Doksan yedi canın acısını, köyün sessizliğini ve geride kalanların yüreğindeki tarifsiz hüznü anlatan bu ağıdı saygıyla sunuyorum.
Bu eser, değerli dostum; Edebiyat Öğretmeni, Tiyatro ve Sinema Eğitmeni Osman Çağrı Çevik’in özel isteği üzerine hazırlanmıştır.
Daha on üçünde, goncadan güldü.
Kınası yakıldı, gamzesi güldü.
Ecel nişanını, yarıda böldü.
Danacıobası, kavruldu o gün.
Yollar kapalıydı, borandı kardı.
Analar kül oldu, fidanlar kaldı.
Sevincin yerini, figanlar aldı.
Danacıobası, kavruldu o gün.
Görülmemiş duman, mahşerden bir an.
Daracık odada, doksan yedi can.
Yetiş itfaiye, kurtar El Eman!
Danacıobası, kavruldu o gün.
Erkekler odaya, canhıraş koştu.
Yaklaşmak ne mümkün, çabalar boştu.
Köyün dörtte biri, Hakk'a kavuştu.
Danacıobası, kavruldu o gün.
Keskin'in yeline, ağıtlar sindi.
Selâlar okundu, tabutlar indi.
Nice omuzlara, ne yükler bindi.
Danacıobası, kavruldu o gün.
Görülmemiş duman, mahşerden bir an.
Daracık odada, doksan yedi can.
Yetiş itfaiye, kurtar El Eman!
Danacıobası, kavruldu o gün.
Söz Mutlu Kılıç
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Ailelerine, yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum.
Bestelenmiş halini YouTube kanalımdan ve tüm müzik platformlarından dinleyebilirsiniz.
Spoiler içeriyor
Anime değil de herhangi bir animasyon izliyormuşum gibi geldi. Suyun bile gözü var, karakter tasarımları eğlenceli ve muhteşem. Balık insan kanı içiyor diye elleri ve ayakları çıkıyor nerden baksan çok yaratıcı. Deniz cadısı favorim oldu. Çok canlı altın sarısı renkler…devamıAnime değil de herhangi bir animasyon izliyormuşum gibi geldi. Suyun bile gözü var, karakter tasarımları eğlenceli ve muhteşem. Balık insan kanı içiyor diye elleri ve ayakları çıkıyor nerden baksan çok yaratıcı. Deniz cadısı favorim oldu. Çok canlı altın sarısı renkler ile görsel bir şölen sunuyor bize. Zaten hepimiz kabarcıklardan oluşmuyor muyuz, su altı dünyasının açısından yeni bir felsefi akım. Envai çeşit deniz canlısı görüyoruz. İçinde mum olan oyuncak tekne büyüyor ve binip geziyorlar. Yüzünüzde Merak ve gülümseme ile bırakıyor film sizi. Paylaşmaya da teşvik ediyor böyle değerlere günümüzde pek çok yapım el atmıyor. Trendleri takip ediyor sadece. Japonya yaş ortalaması yüksek olduğu için filmlerinde bolca yaşlı karakter rastlıyoruz. Kötü karakter ve ufaktan aksiyon iyi olmuş.
Spoiler içeriyor
A Separation kötü bir film değil hatta oyunculukları ve gerçekçi anlatımı oldukça başarılı ama nedense ben filme pek bağlanamadım. Karakterlerin yaşadığı sorunlar ve sürekli devam eden çatışmalar bir süre sonra yormaya başladı.
Hoşlandığım kıza "1957 yapımı isveç sinemasına ait film izliyorum" demek için başına oturdum fakat film bittiğinde uzun zamandır bu kadar entelektüel ve varoluş hakkında derin düşüncelere sokan bir film izlemediğimi fark ettim. Gerçekten bazı filmler insanlığın enetlektüel gelişimnin nasıl ilerlediğini…devamıHoşlandığım kıza "1957 yapımı isveç sinemasına ait film izliyorum" demek için başına oturdum fakat film bittiğinde uzun zamandır bu kadar entelektüel ve varoluş hakkında derin düşüncelere sokan bir film izlemediğimi fark ettim. Gerçekten bazı filmler insanlığın enetlektüel gelişimnin nasıl ilerlediğini düşündürür. Bu film de onlardan biri. Aslında beni korkuttu bu film, 70 yıl önce yaşayan insanların da aynı entelektüel sorunlardan müzdarip olması işte bu benim için de yeniydi. Onca süre geçti fakat hala hiçbir çözüm bulamadık hatta gram ilerleyememişiz. Bu süre zarfında hala tanrıyı arıyoruz, hala hayatımızın boş geçmesinden korkuyoruz, hala insan sevgisinin hayattaki yerini sorguluyoruz. Evet filmin sinematografisi, yer yer gösterdiği imgeler, filmin içindeki felsefeler saatlerce konuşulabilir ama bu film detaylarla değil hissettirdikleriyle bende yer kaplayacak. 70 yıl sonra da eminim aynı entelektüel, varoluşsal sorunları yaşayacağım. Ölümle santranç oynamaktan korkmuyorum ama eğer bir gün santranç oynamayı bırakıp sadece mat olmayı beklersem o zaman dünyadaki en korkak insan olurum.