Stephen King'in romanından uyarlama olan ama King'in beğenisini kazanamamış olan bu yapımı uzun zamandıe paylaşıcam paylaşamıyordum bugüne kısmetmiş. Filmde alkol sorunu olan bir adamın otele bekçi olarak başvurup ailesi ile birlikte otelde yaşadıklarını konu alır. Stanley Kubrick ' ın kendine…devamıStephen King'in romanından uyarlama olan ama King'in beğenisini kazanamamış olan bu yapımı uzun zamandıe paylaşıcam paylaşamıyordum bugüne kısmetmiş. Filmde alkol sorunu olan bir adamın otele bekçi olarak başvurup ailesi ile birlikte otelde yaşadıklarını konu alır. Stanley Kubrick ' ın kendine özel çekimi müzikleri olsun 2 buçuk saatlik film su gibi akıp gidiyor. İnsan doğasında birinin kendi ile baş başa kalınca zamanla psikolojik olarak neler yaşayabileceğini çok güzel anlatan bu filmde her şeyin fazlası zarar yalnızlığın fazlası zehirdir diyoruz. Alkol yoksunluğu da yaşayan biri olunca tüm hatlar karışır ve Jack 'ın ailesi tehlike altındadır. Başrolde de aile babası vardır Peki film hakkında bilinmeyenler nelerdir?
Çocuk başrol filmden psikolojik olarak etkilenmesin diye film çekimlerinin sonuna kadar Danny korku filminde oynadığını bilmiyordu.
Meşhur balta sahnesi 127 kez tekrarlanmış ve filmin en çok tekrarlanan sahnesi olmuş.
Stephen King kendi oynamadığı filmleri sevmez bilen bilir Stanley Kubrick' e senaryoyu verdiğinde yönetmen bunu beğenmemiş kendi çekmek istemiş buraya kadar tamam da Stephen abimiz gitmiş bir de kendine göre televizyonda yayınlanan bir versiyonunu çekmiş. Delisin falan ama seviyorum seni :D
Otelin dışındaki harita Kubrick'in kızı tarafından tasarlanmış 😍😍😍
Filmin sonundaki resim aslında rearkarnasyonu anlatmak için en güzel örnektir.Yazarımız Jack balo salonunda görülen resimlerden de anlaşılacağı üzere,kışı geçirmek için ailesiyle gittiği otelde zaten daha önce yaşamış,çalışmıştır.Bunu Jack'ın banyoda geçen diyaloğu çok net bir şekilde açıklamaktadır.Kilit cümle eski çalışanın ağzından dökülen 'siz aslında hep buradaydınız'...
İyi seyirler 😍😍
Hakkında hiçbir şey bilmeden, İngilizce için izlediğim sitcom dizisidir. Altı ev arkadaşının hayatını izliyoruz diyemiyorum çünkü konu bu da değil. Bu altı arkadaşın seks hayatını, çarpık ilişkilerini izliyoruz. Şimdi hemen tetiklenmeyin, ben bu sene başladım dizi film izlemeye. Bunu da…devamıHakkında hiçbir şey bilmeden, İngilizce için izlediğim sitcom dizisidir.
Altı ev arkadaşının hayatını izliyoruz diyemiyorum çünkü konu bu da değil. Bu altı arkadaşın seks hayatını, çarpık ilişkilerini izliyoruz.
Şimdi hemen tetiklenmeyin, ben bu sene başladım dizi film izlemeye. Bunu da tamamen İngilizce çalıştığım ve İngilizce çalışmalarında sitcom tavsiye edildiği, Netflix'i açtığımda da altı bölüm olup her bölümün yirmi dakika olması sebebiyle izleyeyim dedim. “Çerezlik, eğlenceli bir şeydir” diye düşündüm. Ama hiç benlik değilmiş.
Dizi daha ilk bölümün ilk saniyesinden seks replikleriyle başlıyor. Bunda sorun yok da altı bölüm boyunca 'boşalma, orgazm, sperm' dışında hiçbir şey konuşulmuyor. Ben izlediğim şeylerin derin olmasına, bana bir şeyler katmasına bakmam. Tamamen keyif almak için izlerim. Bu dizi de absürt komedi olarak geçiyormuş ama ben hiç gülmedim. İngilizlerin absürt komedisini sevmiyorum ya da anlamıyorum da diyemiyorum çünkü hiç izlemedim bu tür. Genelleme yapamıyorum dolayısıyla. İyi bir başlangıç olmadı diyebilirim sadece.
Karakterlerin hepsi de otuz yaşın üzerinde bu arada ve ciddi anlamda hiçbirinin konuşacak hiçbir konusu yok. Tek dertleri kim kimle sevişti? Hepsi inanılmaz ahlaksız, rahatsız edici. Rahatsız edici olan ve ahlaksızlıktan kastım konuşmalar değil; karakterler arasındaki ilişkilerin garipliği ve sınır tanımazlığı. Yani ev arkadaşı demek bile doğru gelmiyor o derece. Tabi belki de dizinin amacı budur. Bütün karakterlerden nefret ettirmek, izleyicinin sinir uçlarına dokunmak. Öyleyse başarmışlar. Hayatımda bu kadar boş bir şey izlemedim.
Neyse, Young Sheldon izliyorum zaten. Sadece uzun olduğu için hemen bitmeyecek diye bunu araya sıkıştırmak istedim.
İngiliz absürt komedisi için daha iyi bir seçenek varsa tavsiyelere açığım.
(Replik de paylaşamıyorum, hiç doğru düzgün akılda kalıcı bir şey yok çünkü.)
Yaşlı Efsane Kurttan Gençlere Taş Çıkartacak Yeni Yapıt Aksiyon sinemasının yıllara meydan okuyan isimlerinden Jackie Chan, bu kez yalnızca fiziksel becerileriyle değil, günümüzün karmaşık ve dijital dünyasına dokunan bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor. Yeni filminde; klasik aksiyon anlatılarından farklı olarak bireysel…devamıYaşlı Efsane Kurttan Gençlere Taş Çıkartacak Yeni Yapıt
Aksiyon sinemasının yıllara meydan okuyan isimlerinden Jackie Chan, bu kez yalnızca fiziksel becerileriyle değil, günümüzün karmaşık ve dijital dünyasına dokunan bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor. Yeni filminde; klasik aksiyon anlatılarından farklı olarak bireysel kahramanlık yerine ekip çalışmasının ön plana çıkarıldığı, koordinasyon ve ortak aklın belirleyici olduğu bir yapı sunuluyor. Bu yönüyle film, izleyiciye hem nostaljik hem de yenilikçi bir deneyim vadediyor.
Filmin çıkış noktası oldukça dikkat çekici: Eski bir askerin, manevi evlatlarının geleceğini garanti altına almak adına kusursuzca planladığı bir “kripto hırsızlığı” girişimi ve bu planı çözmekte zorlanan bir polis ekibi. Teknolojinin zirve yaptığı, yapay zekânın bile yetersiz kaldığı bu noktada çözüm, ironik bir şekilde geçmişte aranıyor. İşte tam da burada, emekliliğin sessizliğine çekilmiş kahramanımız yeniden sahneye çağrılıyor. Bu tercih, filmin temel çatışmasını yalnızca “iyi-kötü” ekseninde değil; “eski-yeni”, “insan-makine” karşıtlığı üzerinden de kurduğunu gösteriyor.
Filmi benzerlerinden ayıran en önemli unsur, aksiyonun yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel bir mücadeleye dönüşmesi. Kripto para, yapay zekâ ve dijital güvenlik gibi günümüzün popüler ve bir o kadar karmaşık konularının hikâyeye entegre edilmesi, filmi sıradan bir aksiyon yapımının ötesine taşıyor. Yapay zekâ ne kadar yetersiz kalmış gibi gösterilip kahramanımızdan yardım istense de, tamamen göz ardı edilmeyip operasyon sürecinde aktif şekilde kullanılması ve hatta kahramanımız tarafından da takdir edilmesi; filmin teknolojiye ve yeniliğe karşı düşmanca bir tavır takınmadığını göstermesi açısından oldukça hoş bir detay. Ancak bu teknik katman, anlatımı ağırlaştırmak yerine daha dinamik ve merak uyandırıcı hâle getiriyor.
Bununla birlikte, Jackie Chan’in sinemasına özgü o estetik aksiyon sahneleri yine tüm ihtişamıyla karşımızda. En etkileyici taraf ise, 71 yaşına gelmiş olmasına rağmen hâlâ dublör kullanmadan sahnelerde yer alması. Bu durum yalnızca fiziksel bir başarı değil, aynı zamanda sinemaya duyduğu bağlılığın ve disiplinin açık bir göstergesi. Onu “efsane” yapan şeyin yalnızca geçmişte yaptıkları değil, hâlâ üretmeye ve zorlamaya devam etmesi olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Subjektif olarak söylemem gerekirse, filmi izlerken zaman zaman duygulandım. Özellikle yılların eskitemediği bir ismin hâlâ bu kadar özveriyle sahnede oluşu, ister istemez insanda saygı ve hayranlık uyandırıyor. Bu yalnızca bir film değil; aynı zamanda bir kariyerin, bir disiplinin ve bir tutkunun devam ettiğini gösteren bir kanıt gibi hissettiriyor.
Kısacası, bu yapım; geçmişin ustalığı ile bugünün dinamiklerini bir araya getiren, hem nostaljik hem de çağdaş bir deneyim sunuyor. Aksiyon severler için zaten kaçırılmayacak bir film; ancak bunun ötesinde, sinemada emeğin ve sürekliliğin ne anlama geldiğini görmek isteyenler için de oldukça değerli.
İyi seyirler.
12/04/2026 scream’in bu sene cikan seri devam filmi güzeldi ama ilk filmler kadar başarılı mıydı tartışılır seriye baştan başlama heyecani verdi ciglik her zaman izlenir nexttt 7/10🍿
BALDIRAN Ferhat'a dağları deldirendir o. Şirin'e uzanan merdivendir o. Kiminin derdine şifalı merhem, Kimini öldüren baldırandır o. Herkesin başında erde paşada. Bakmaz kaşa göze bakmaz yaşa da. Bilinmedik yerde kuytu köşede, Kilitli kapılar çaldırandır o. Kimine Halep'te kimine Şam'da. Kimine…devamıBALDIRAN
Ferhat'a dağları deldirendir o.
Şirin'e uzanan merdivendir o.
Kiminin derdine şifalı merhem,
Kimini öldüren baldırandır o.
Herkesin başında erde paşada.
Bakmaz kaşa göze bakmaz yaşa da.
Bilinmedik yerde kuytu köşede,
Kilitli kapılar çaldırandır o.
Kimine Halep'te kimine Şam'da.
Kimine evinde kimine handa.
Başını yastığa koyduğun anda,
Zihnine durmadan saldırandır o.
Sağından solundan her yönden hücum.
Defetmeye asla yetmezki gücün.
Tadınca ucundan azıcık yudum,
Dertli hülyalara daldırandır o.
Kimisi çıldırmış sele kapılır.
Kimisi rüzgara yele kapılır.
Kimi bilinmedik ele kapılır.
Aklını başından aldırandır o.
Gez dolaş dünyayı dağı engini.
Boşver yakışıklı güzel zengini.
Arayıp bulunca insan dengini,
Tutupta elinden kaldırandır o.
Mutlu Kılıç
Bestelenmiş halini YouTube kanalımdan dinleyebilirsiniz.
Spoiler içeriyor
"Cornelis bu elin parmak uçlarını tutkuyla öptü. Bunu, bu elde siyah lalenim soğanları olduğu için mi yoksa Rosa'nın eli olduğu için mi yapmıştı?" 😭🌷
"Kötü bir son, sonsuz bir umutsuzluktan daha iyidir." ●Bu replik çok hoşuma gitmişti ve sırf bu replik için izlemiştim, iyi ki de izlemiştim. Kimse kimsenin kalbini, ruhunu görmeye, duymaya, bilmeye çalışmıyor ve durumlar sıkıntılı bir hal alınca birbirinin yüzüne gülen,…devamı"Kötü bir son, sonsuz bir umutsuzluktan daha iyidir."
●Bu replik çok hoşuma gitmişti ve sırf bu replik için izlemiştim, iyi ki de izlemiştim.
Kimse kimsenin kalbini, ruhunu görmeye, duymaya, bilmeye çalışmıyor ve durumlar sıkıntılı bir hal alınca birbirinin yüzüne gülen, birlikte mutlu olan (mutlu görünen) insanlar birbirini çok acımasızca suçlayabiliyor. Peki ya artık ortada olmayan, ölen bir insanı suçlamak?..
En kötü ve haksız olanı o değil mi? Çünkü söz konusu kişi hiçbir karşılık veremez artık.
"İnsanlar bir şey yapamaz ve senin de bir şey yapamayacağını söylerler." ●Benim gibi ne yazık ki birçok konuda çok çabuk umudunu kaybeden, çöküşe geçip vazgeçen biri için anlamlıydı ama tabii ki bir filmle değişmek pek mümkün değil. Keşke olsaydı...