Bugünden itibaren kpss ye çalışmaya başlıyorum ama artık gerçekten başlayacağım. Kalkıp çalışıp başarısız olmaya hazır mıyız? Bu süreçte birlik olup yanımda olmak isteyen vs.varsa pls dm. (Blue Jeans, Lana Del Rey 🎧🎧)
Güzel bir diziydi bence. Severek izledim ve tavsiye ederim. Bu aralar zorbalık konusuna herhalde taktım sdfjsdfj. Dizide ilk başta adam harcancakmış gibi geldi ama sonra dedim ki ne alaka. Bence olması gereken oldu. Beni tatmin etti. Sonu sakindi ve hak…devamıGüzel bir diziydi bence. Severek izledim ve tavsiye ederim. Bu aralar zorbalık konusuna herhalde taktım sdfjsdfj.
Dizide ilk başta adam harcancakmış gibi geldi ama sonra dedim ki ne alaka. Bence olması gereken oldu. Beni tatmin etti. Sonu sakindi ve hak edildiği gibi oldu. Birde ben Kang Ha okul biricisi olacaktı bu kesin ama keşke dizide gösterselerdi bunu :/
Sonuçta o Kang Ha, Jooshin Lisesi’ne burslu olarak gelen ve okulun elit düzenini sarsan transfer öğrenci..
Amerikan sünepesi🥰 Açıkçası ben çok büyük beklenti ile başladım herkes çok övüyordu. Anlam aramama rağmen bulamadım. Biz erkekler neden bu kadar masumumuz🥰🥰
Din, felsefenin, bilimin ve sanayinin ötesinde bir şeydir. Din "bilinçli olmak"tır. Devredilen geleneksel tekrarlar toplamından ibaret olan dinden farklıdır. Bu geleneksel dinin, iki bin yıl öncesine mi yoksa Nâsıruddin fiah zamanına mı ait olduğu belli değildir. Sadece eski olduğu için…devamıDin, felsefenin, bilimin ve sanayinin ötesinde bir şeydir. Din "bilinçli olmak"tır. Devredilen geleneksel tekrarlar toplamından ibaret olan dinden farklıdır. Bu geleneksel dinin, iki bin yıl öncesine mi yoksa Nâsıruddin fiah zamanına mı ait olduğu belli değildir. Sadece eski olduğu için kutsaldır. O kadar.
Bişi diyeceğim ben kendimi çok anormal hissediyorum. Benim sadece 1 tane öz kuzenim var... arkadaşlarıma soruyorum 20 30 tane kuzenleri var.. ama mesela şeye çok özeniyorum.. tanıdığım bazı kişiler yaşıt kuzemleriyle geziyorlar. Ya da kuzenleri büyükse ondan birileri araklıyorlar. Benim…devamıBişi diyeceğim ben kendimi çok anormal hissediyorum. Benim sadece 1 tane öz kuzenim var... arkadaşlarıma soruyorum 20 30 tane kuzenleri var.. ama mesela şeye çok özeniyorum.. tanıdığım bazı kişiler yaşıt kuzemleriyle geziyorlar. Ya da kuzenleri büyükse ondan birileri araklıyorlar. Benim tek öz kuzenim daha 2 yaşında ve erkek!
Yirmili yaşlarının sonlarındaydı artık Katerina. Yaşam arzusu kalmamış, hayatı umrunda olmayan, aklıysa toprak altında kalmış; çaresiz bir kadın... Oysa bundan yedi yıl önce böyle miydi? Hayatının daha ilk yıllarında kusursuzluk üzerine kurulmuş bir düzenin içindeydi. Ailesinin onun adına planladığı mükemmel…devamıYirmili yaşlarının sonlarındaydı artık Katerina. Yaşam arzusu kalmamış, hayatı umrunda olmayan, aklıysa toprak altında kalmış; çaresiz bir kadın... Oysa bundan yedi yıl önce böyle miydi?
Hayatının daha ilk yıllarında kusursuzluk üzerine kurulmuş bir düzenin içindeydi. Ailesinin onun adına planladığı mükemmel düzen... Daha doğmadan geleceğinde izleyeceği yollar çizilmişti sanki. Ama bundan bir şikayeti yoktu. Ailesinin mutluluğu onun da mutluluğu demekti. Ailesinin hayalleri onun da hayalleriydi.
Halbuki Katerina yanlış düşünüyordu. Bunlar sadece ailesinin beklentileri, onların istediği hayat, onların istediği hayat arkadaşları ve yine onların bitmek bilmeyen kararları...
Katerina hayatında hiçbir hataya, düşünülmeden yapılan işe yer vermiyordu. Duygularsa asla kabul edilemezdi. Çünkü duygular beraberinde hatayı getirir diye öğretmişti ona annesi.
Dışarıdan bakıldığında mükemmel gözüken hayatının aslında içini kemirdiğini fark etmeye başladığı o zaman, onunla tanıştığı gün...
O gün doğum günüydü. Malikanede devasa bir balo düzenlemişti annesi. Kızını herkese tanıtmak istiyordu. Günlerce bunun için hazırlıklar yapmıştı. Katerina mutluluk duymaktansa anlamlandıramadığı bir huzursuzlukla mücadele içindeydi. Neden bu haldeydi bilmiyordu ama daha fazla bu ortamda kalmayı istemiyordu. Annesi bunu onaylamazdı asla ama biraz temiz havaya ihtiyacı vardı.
Sanki bulutlar Katerina'nın duygularından haberdardı. Yoksa neden bu kadar yağmur damlası gökyüzünden ayrılmak için bu kadar ısrarcı olsun? Islanmasına aldırış etmeden yürüdü. Biraz ileride birini görür gibi oldu. Bu adam aile dostlarının oğluydu. Onu tanımakta zorlanmıştı çünkü onun tanıdığı adam üstü başı çamur içinde, darmadağın kıyafetlerle asla insan içine çıkmazdı. Yanına ilerledi. Sohbet ettiler. Ve Katerina aslında bu adamı tanımadığını fark etti. Baskısız, kuralsız, saf halini görmüştü onun. Aynı yaşam tarzına, aynı düşüncede ailelere sahiptiler. Ama ikisinin şu an durduğu noktalar birbirlerinden bir hayli uzaktı. Adam benliğini bulmuştu, kadınsa ona dayatılan benlikte yok olmuştu. Bunu adamın sözlerinden de anlamıştı, gözlerinden de...
Katerina artık onunla daha fazla vakit geçiriyordu. Ailesinin baskılarına boyun eğmemeye başlamıştı. Kendini bulmaya çalışıyordu. İçindeki uçsuz bucaksız huzursuzluk gidiyordu. O Katerina'nın yaşam kaynağıydı. Biricik aşkıydı. Gözlerinde kayboluyordu. Yanındayken dünyayı boşveriyordu.
Ama hayat sevgilisinin güzel gözleri gibi uzun süre gülmedi ona. Kader, bu iki ruhun beraber nefes almasına izin vermedi ve bir nefesi kesti, attı. Kusursuz düzenin içindeki tek hakikat ellerinden uçup gitti.
Katerina'nın psikolojisi bu kayıpla iyice bozuldu. Artık ne ailesi umurundaydı ne o kaotik düzen ne de başka bir şey. Ailesi onun bu haline anlam veremiyordu. Ona çok kızıyorlar hatta onu cezalandırıyorlardı. Ama bilmiyorlardı, yaratmaya çalıştıkları "ideal" kadın toprak altındaki sevgilisi kadar cansızdı.
Tam beş yıl... Beş yıl boyunca hiç ağlamamıştı. Ona duyguları öğreten sevgilisiyleyken ağlayabilirdi yalnızca. Gün geçtikçe yarası geçmiyordu. Git gide kendini bırakıyordu.
Bir gün tek başına deniz kenarına gitti. Bir an dalgaların arasında sevgilisinin sesini duyduğunu zannetti. Beş yıldır göz pınarlarını çevreleyen o duvar yıkıldı, bir damla yaş kendini özgürlüğe bıraktı. Katerina sevgilisini gördü. Artık ağlıyordu. Evet, oydu. Eve gitmesini söylüyordu. Hayır, hayır gidemezdi eve falan. Bir kez daha onu bırakıp gitmesine izin veremezdi. Hıçkırıklarla ayağa kalktı. Adımlarını hızlandırdı ve sevgilisine sarıldı.
Ama bilmediği bir şey vardı, sevgilisi orada değildi. Sarıldığı şey kendi çırpınışıydı. Bitmeyen yasının, geçmeyen kalp ağrısının en güzel yanılsamasıydı. Maalesef gördüğü sevgilisinin güzel gözleri değildi. Artık dalgaların buz gibi serinliğiyleydi.
Olsun, bu bir yanılsama değildi. Yaşadığı asıl yanılsama bugüne kadar sığdırıldığı kalıplardı, çektiği cezalardı, emirleri altında kaldığı ailesiydi.
Onun gerçekliği, karşısında duran bu adamdı. Düzene karşı gelmiş, zorluklara yenilmemiş, benliğinin farkına varabilmiş ve kaderin vergisiyle kendisiyle tanıştırılmış o adamdı gerçeklik.
Son adımlarındaysa söylediği sözler dalgaların arasında yok oldu.
"Sevgilim benim! Mutluluğum benim! Allah ısmarladık!"
~zh
Bişi soracağım sizce insta, tiktok yada benzeri uygulama kullanmak zorunda mıyız? Ben bazı akımları bilmiyorum ve sosyal medya pek kullanmıyorum diye genelde dışlanıyorum. Ama bence benim yaşımdaki biri ayarsız bir şekilde sosyal medya kullanmamalı çünkü 2027 lgs bizim yaşımızdakiler için...…devamıBişi soracağım sizce insta, tiktok yada benzeri uygulama kullanmak zorunda mıyız? Ben bazı akımları bilmiyorum ve sosyal medya pek kullanmıyorum diye genelde dışlanıyorum. Ama bence benim yaşımdaki biri ayarsız bir şekilde sosyal medya kullanmamalı çünkü 2027 lgs bizim yaşımızdakiler için... bilmiyorum yani... insanlar bana mağarada mı yaşıyorsun diyorlar sürekli☆
Son zamanlarda izlediğim en ilginç ve etkileyici işlerden biri. Oyuncuların ve mekan seçiminin soğuk hissettirdiği birçok film izledim ancak konusu bakımından izlediklerim arasından eşsizdi diyebilirim. Kendilerini gurme olarak tanımlayan bir avuç züppenin her şeyden habersiz adadaki bir restorana gitmesiyle başlıyor…devamıSon zamanlarda izlediğim en ilginç ve etkileyici işlerden biri. Oyuncuların ve mekan seçiminin soğuk hissettirdiği birçok film izledim ancak konusu bakımından izlediklerim arasından eşsizdi diyebilirim.
Kendilerini gurme olarak tanımlayan bir avuç züppenin her şeyden habersiz adadaki bir restorana gitmesiyle başlıyor senaryo, her şey plan dahilinde daha doğrusu menüye uygun tek bir şey hariç. Ve burdan çıkmak için yenmesi gereken tek bir yemek var.
Filmde her şey çok şık ve lüks görünse de aslında alttan alta müthiş bir gerilim ve sistem eleştirisi işleniyor. Herkesin diline pelesenk olmuş bu sistem eleştirisinden kastım nedir peki? Paranın, egonun ve anlamsız lüks merakının insanı nasıl gerçeklikten koparıp bir "canavara" ya da "duygusuz bir tüketiciye" dönüştürmesi olarak açabilirim sanırım. İnsan dediğin tüm bunlara çok kolay alışmaz mı zaten... Filmin o karanlık mizahı ve ters köşe yapan yapısı beni aldı diyebilirim. Özellikle baş aşçı rolündeki Ralph Fiennes’in o dümdüz suratını görür görmez bu adam net manyak dedim. Ki zaten hem oyunculuğunu hem görünümünü oldukça beğendiğim Anya Taylor-Joy için kelimeler kifayetsiz 💅🏻
Hem düşündüren hem de izlerken heyecanını hiç kaybettirmeyen, farklı bir şeyler izlemek isteyenler için kesinlikle şans verilmesi gereken bir filmdir kendileri 🎬
Benim 2. Dönem 1. Yazılı da işte en düşük notum İngilizceden, 89. Ben üzülüyorum çünkü sanırım yine ortalama olarak ilk 20 ye giremeyedeğim. Evet bazı insanlar abarttığımı düşünebilirler, onlara göre iyi bir not olabilir. Benim gecen dönem ortalamam 98,9 da…devamıBenim 2. Dönem 1. Yazılı da işte en düşük notum İngilizceden, 89. Ben üzülüyorum çünkü sanırım yine ortalama olarak ilk 20 ye giremeyedeğim. Evet bazı insanlar abarttığımı düşünebilirler, onlara göre iyi bir not olabilir. Benim gecen dönem ortalamam 98,9 da kalmıştı. İlk 20 ye girmek için 99 un üstü olmalıydı. Umarım girerim bu dönem... düşüncelerinizi yazarsanız sevinirim