Ben senin resmine aşığım✨ 🪷21 gün boyunca her gün bir film izliyorum. 10. GÜN🪷 Hayırlı akşamlar diyorum sevgili raflılar! Bugün uzun süredir beklettiğim bir Yeşilçam klasiğinin yorumu ile geldim. Diyalogları bir dönem akım olan "Sevmek Zamanı" ile.. Halil adında bir…devamıBen senin resmine aşığım✨
🪷21 gün boyunca her gün bir film izliyorum. 10. GÜN🪷
Hayırlı akşamlar diyorum sevgili raflılar! Bugün uzun süredir beklettiğim bir Yeşilçam klasiğinin yorumu ile geldim.
Diyalogları bir dönem akım olan "Sevmek Zamanı" ile..
Halil adında bir erkek ve Meral adında bir kadın karakterinin normalden farklı aşk hayatını izliyoruz.
Çalışmak için gittiği yerde Meralin fotoğrafına aşık olan Halilin aşkını görüyoruz.
Açık konuşmak gerekirse filmden daha ümitliydim. Beğendim ama daha fazla beğeneceğimi düşündüğüm bir eserdi öyle olmadı. Normalde aşk, sevda işlerini sevsemde ben böyle olanları sevemiyorum. Çünkü gerçekleri ve mantığı geride bırakamıyorum onu anladım.
Halil karakterinin sevgisine veya fotoğrafa olan aşkına bir sözüm yok ama Meralin sevgisi kesinlikle bir sevgi değildi. (İlk günler adına konuşuyorum)
Kendi fotoğrafına bir yıldır aşık olan bir adamın olması muhtemelen onu heyecanlandırdı ve farklı duygular hissettirdi. O yüzden ilk baştan benim sevgim lafları pek bana geçmedi.
Bir diğer konu Halil karakterinin nazları ve niyazlarıydı. Erkekler 60larda da aynıymışsınız.
İzlerken ne alaka ya bu kadar nazlanmaya gerek var mıydı dedim. Bu detay günümüzle oldukça örtüşüyordu. Bir tek taçınız eksik cidden..
Evet bu iki unsur dışında filmi beğendim.
Arka fonda çalan parçalar çok hoştu. Eski İstanbul'u görmek, eski İstanbuldan kareler görmek çok hoşuma gitti. Çekim açıları çok hoştu. Bu anlamda benim için sanatsal bir filmdi.
Hatta arkada çalan parçalar aklıma sürekli Melihat Gülses'ten Canımın ta içisin sen parçasını getirdi. O yüzden bu şarkıyı bu filme ithaf ediyorum.
Filmde hoşuma giden detaylardan birisi babanın Halil ile konuştuğu sahneydi. Tam olarak olması gerekenleri dile getirdi baba.🤌🏻🤌🏻
Ve şöyle bir cumle geçti o sırada "Birbirini seven insanların çocukları çok daha güzel olur." Bu söz ne denli doğru bilmiyorum ama çok hoşuma gitti 🫠
Sonra bir kaç kez iskemle sahnesi gördük. Bir kaç kez Meral bir kaç kez de Halil bulundu orada. O sahnelerde çok sevdiğim bir şiiri aklıma getirdi. -->
Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdı
Boşluğu ve üzüntüsü
İçinde ne garip yazdı...
Garip, güzel, sonra mahzun
Işıkla yağmur beraber,
Bir türkü ki gamlı, uzun,
Ve sen gülünce açan güller.
Beyaz, beyazdı bulutlar,
Gölgeler buğulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgar
Ve uykusu çiçeklerin.
Mor aydınlıkta bir çınar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakışlar
İkindi saatlerinde...
Birden gülümseyen yüzün
Sabahların aynasında
Ve beni çıldırtan hüzün
İki bakış arasında.
Kim bilir şimdi nerdesin?
Senindir yine akşamlar;
Merdivende ayak sesin
Rıhtım taşında gölgen var.
-Ahmet Hamdi Tanpınar-
Neden bilmiyorum o sahnelerde bu dizeler aklımda döndü durdu. Bu şiiride bu filme ithaf ediyorum o yüzden.
Sözlerim sonuna gelirken ben çekim açıları, sinematografik anlamda, arka fonda çalan parçalar anlamında falan tatmin oldum. Son sahnede sarılma sahneleride bana geçti ama ben direkt bir bakış bir görüşte aşık olma kavramına inanmadığım için filmin ilk sahnelerindende pek tabii hoşlanmadım.
Benim gibi düşünenler de vardır mutlaka. Benim gibi düşünmeyenlerde vardır.
O yüzden diğer yorumlarada göz atarak, kendinizde az çok tahlil ederek izlemeniz gereken bir film diyerek sözlerimi sonlandırıyorum. Yarin tekrar görüşmek üzere. Sevdanız için cesaretli bir şekilde adımlar attığınız günlere. ✨