Laiklik amme hukukuna bağlı işlerde de, hususi hukukla idare olunan yerlerde de kendini gösterir.Amme hukukuyla idare edilen devlet işlerinde:1- En başta adalet gelir. Adaleti din adamlarının elinde bırakmaya lüzum ve sebep yoktur. Mahkeme, din farkı gözetilmeksizin, herkesin başvuracağı bir hacet…devamıLaiklik amme hukukuna bağlı işlerde de, hususi hukukla idare olunan yerlerde de kendini gösterir.Amme hukukuyla idare edilen devlet işlerinde:1- En başta adalet gelir. Adaleti din adamlarının elinde bırakmaya lüzum ve sebep yoktur. Mahkeme, din farkı gözetilmeksizin, herkesin başvuracağı bir hacet kapısıdır.2- Tedrisatta yine bu prensibe dayanılarak çocukları üstünde velayet hakkına malik olan baba ve analar, bu çocuklara istedikleri din dersini istedikleri yerde vermekte veya hiçbir din dersi vermemekte serbesttirler. Devletin bu bahiste çok mühim vazifesi vardır: Kendi azası olan memleket efradının okuması, geri kalmaması için her türlü tedbiri almak yalnız vazifesi değil, hakkıdır. Bugünkü ilerleme kanaati hiçbir memlekete bilgi alanında başka bir memleketten daha geride kalmaya müsaadesini vermez. Bu itibarla devlete herkesi hatta zor kullanarak okutmak hakkı verilmiştir; fakat fertleri okuturken, devlet bedava olan kendi mekteplerinde, hiç kimseye din öğretmek hakkına malik değildir. Her çocuk anne-babasının istediği dini öğrenecek veyahut hiçbir din öğrenmeyecektir. İşte öğretimde laiklik budur. (Öğretimde laiklik, bir memleket efradını sağlam yetiştirmek gayesini güttüğü için, bahsin en mühim kısmıdır ve her yerde çok ihtilafları mucip olmuştur. Bunun içindir ki, bu yazımıza son vermeden evvel bu kısım üzerinde tekrar ve daha etraflıca duracağız.)3- Laiklik maliye işlerinde de kendini gösterir. Din işleri için devletin kendi bütçesinden ve vilayet bütçelerinden para sarf edilemez. Çünkü din bir amme hizmeti değildir. Bu bütçeden verilebilecek para umuma ait olan işler içindir.4- Dinine bakılmadan bütün amme hizmetlerine ve memuriyetlere liyakatli olan herkes girebilmelidir. Bugün ileri memleketlerin hiçbirisinde mesela vekiller heyetini teşkil eden üyelerden hangisinin hangi dinde olduğunu soran ve araştıran yoktur.5- Yine bu kanaattedir ki, her yerde mezarlıklar hakkında çok serbest nizamlar konmuştur.Hususi hukukla idare edilen işlere gelince:1- Nüfus sicilleri vaktiyle hemen her tarafta din adamları tarafından tutulurdu, bu yanlıştı.2- Nikâh ve evlenme merasimi de din adamları tarafından yapılırdı. Bu da doğru değildi; artık dünyanın hiçbir yerinde böyle bir durum yoktur.Memleketin doğrudan doğruya hayatına taalluk eden bu işleri hükümet kendisi yapmaktadır.
3- Cenazelerin yalnız merasimlerinin ifasında değil, kaldırılması hususunda mutlaka din adamları vezifelendirildi; şimdi bu işi her yerde belediyeler yapmaktadır. Biz de bu yola girmiş bulunuyoruz