Ay Yapım'ın kötü denecek dizisi yok denecek kadar azdır. Şahsiyet'te yine Ay Yapım'ın şaheserlerinden biri. Bu kadar mükemmel yazılmış bir senaryo başta Haluk Bilginer ve Cansu Dere olmak üzere barındırdığı güçlü oyuncu kadrosu ile de daha iyi bir hale gelmiş.…devamıAy Yapım'ın kötü denecek dizisi yok denecek kadar azdır. Şahsiyet'te yine Ay Yapım'ın şaheserlerinden biri. Bu kadar mükemmel yazılmış bir senaryo başta Haluk Bilginer ve Cansu Dere olmak üzere barındırdığı güçlü oyuncu kadrosu ile de daha iyi bir hale gelmiş.
Öncelikle dizinin biraz konusundan ve konunun işleyişinden bahsedeyim, daha sonra diğer teknik detaylara da kısaca değinirim. İlk çıktığı zamanlarda diziyi izlemeye niyetlenmiş sonra şuan hatırlamadığım bir nedenden dolayı yarım bırakmak zorunda kalmıştım. Yaklaşık 3 sene sonra Fatma dizisini izledikten sonra yeniden izlemeye karar verdim Haluk Bilginer'in Agah Beyoğlu olduğu gizem, suç dizisini. Dizi alzheimer teşhisi konulan 65 yaşındaki Agah Beyoğlu'nun yıllar önce planladığı cinayetleri her şeyi unutmadan önce gerçekleştirmeye başlamasını, Kambura ile olayların bağlantısını, geçmişte unutulmuş travmaları, özellikle Agah Beyoğlu ve Nevra Elmas arasındaki geçmişten gelen bağı konu alır. Dizinin başlangıcı, olayların gelişimi ve bir sonuca bağlanması ahenkli bir uyum içindeydi. Herkesin hayat hikayesi bir şekilde birbirine bağlanıyordu ve aradaki bu bağ başarılı bir şekilde karmaşıklığa yol açmayacak şekilde kurulmuştu. Tabii karmaşıklık demişken her gizem dizisinde olduğu gibi bu dizide de gelişim sürecinde bir sürü soru işaretleri oluştu. Lakin sonunda dizi sordurduğu tüm sorulara bir cevap verip neredeyse aklımdaki tüm soruları gidermişti. Dizi toplum sorunlarına yer verdiği için kurgusallıktan çok büyük bir gerçeklik barındırıyor. Mantık hataları elbette vardır; tüm gizem, suç konulu dizilerde mantık hatalarına rastlayabiliriz. Çünkü bu hatalar olmasa katil kendini 1-2 bölümde açık eder ve yakalanır. O yüzden çok fazla göze batmayan küçük hataları göz ardı edebiliriz. En başında söylediğim gibi mükemmel yazılmış ve mükemmel işlenmiş bir senaryoydu. Sadece Deva'nın kavga sahneleri, Zuhal ve Cemil sahneleri biraz fazla gibiydi. Gereksiz demiyorum, fakat o sahneler olmadan da dizinin konusu işleyebilirdi diye düşünüyorum. Senaryo, konunun işleyiş şeklinin yanında dizinin görsel kurgusu da bir hayli başarılı idi. Sahne kesmelerinde, çekimlerde heyecanı, gerekli gizemi o an hangi duyguya ihtiyacımız var ise onu başarılı bir şekilde ekrana lanse etmeyi başarmışlardı. Dizinin başlangıç jeneriğinin de çok güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Son olarak kısaca oyunculuklardan bahsedelim. Benim bakış açıma göre rolünde sırıtan, rolüne yakışmayan bir oyuncu yoktu. Tabii bazı noktalarda Cansu Dere olsun, Müjde Ar olsun ya da adını bilmediğim diğer oyuncular olsun duygu geçiriminde zayıf kalmışlar, çok az bir sahnede biraz yapmacık durmuşlardı, lakin bu durum tüm dizi boyunca devam etmediği için göz ardı edilebilir bir sorun olarak görüyorum. Haluk Bilginer'i övmezsek olmaz galiba. Haluk Bilginer Agah Beyoğlu'nu oynamamıştı, Agah Beyoğlu olmuştu. Rolüne öyle güzel bürünmüş ki çıkıp ben gerçekten Agah Beyoğlu'yum dese inanırdım.
12 bölümden oluşan gizem, suç türündeki alzheimer hastası bir adamın intikam cinayetlerini konu alan film yaklaşık 12 bölümden oluşuyor. Bölüm saatleri genel olarak 1 saati geçiyor olsa da kesinlikle izlenen her dakikaya değer.