Büyük bir yanardağ patlaması Dünya’nın her bir yerinde büyük tsunami felaketlerine, depremlere, kül bulutlarına ve sıcakların normalin de altına düştüğü oldukça uzun geçen kış dönemlerine sebep olur. İnsanoğlu bu doğal felaketlere karşı koyamayacağı için resmen dünyanın sonu gelir. Tabi bu…devamıBüyük bir yanardağ patlaması Dünya’nın her bir yerinde büyük tsunami felaketlerine, depremlere, kül bulutlarına ve sıcakların normalin de altına düştüğü oldukça uzun geçen kış dönemlerine sebep olur. İnsanoğlu bu doğal felaketlere karşı koyamayacağı için resmen dünyanın sonu gelir. Tabi bu büyük felaketi birkaç yıl öncesinden ön gören Amerikalı bir girişimci dış dünyadan tamamen korunaklı, insanoğlunun bütün ihtiyaçlarını karşılayabilen ve içi aynı gerçek dünya gibi görünen büyük bir yer altı sığınağı tasarlar. Felaket sonrasında da bu sığınakta insanlığın devamını sürdürecek sadece 25bin özel kişi seçilir. Her şeyin yerle bir olup medeniyetin kalmadığı yeni dünyada, insanlar bu yer altı şehrinde bir süre sorunsuz bir şekilde yaşamaya başlarlar. Ancak sorunsuz geçen günleri ani cinayetlerle,ayaklanmalarla ve sır perdeleriyle sarsılmaya başlar. Yer altı sığınağında insanlardan saklanan sırlar neydi ?
Doğal felaketler yüzünden resmen dünyanın sonunun geldiği, insanların da hayatta kalmaya çalıştıkları dizi-filmleri izlemeyi çok severim. Toplam 16 bölümden oluşan 2 sezonluk bu diziyi (Birinci sezon 8,ikinci sezon da 8 bölüm) heyecandan 2 günde bitirdim. Kesinlikle daha iyi yapılabilirdi diye düşünüyorum. Daha fazla ayrıntı daha fazla entrika olabilirdi ama yine de bu haliyle de kişisel olarak keyif aldım. 3.sezon da çekim aşamasındaymış,2027’de gelecek diyorlar. Bakalım, umarım son sezonda batırmazlar. Bence bilim kurgu-gizem-aksiyon sevenler bir şans verebilir. Bölüm sayıları az sonuçta✌🏻
02.07.1993 Madımak Olayı İçlerinde aydınların, sanatçıların ve otel çalışanlarının da bulunduğu 37 vatandaşımızın öldürülmesinin yıl dönümü bugün. Güzel ülkemin yobaz, cahil, körelmiş insanlarla başı hep dertte… vefat eden insanlarımıza allahtan rahmet diliyorum.
Spoiler içeriyor
ben baya beğendim bence anlamlı izleyenler için baya güzel bir dizi aslında olayların bambaşka olması lee kang'ın intikam için ne olaylar kurması beni bitirdi yani amk profesör gidiyorsun sevdiğin kadını unutamıyorsun ama başka kadınla evleniorsun kadın aq evde resmen şeytanla…devamıben baya beğendim bence anlamlı izleyenler için baya güzel bir dizi aslında olayların bambaşka olması lee kang'ın intikam için ne olaylar kurması beni bitirdi yani amk profesör gidiyorsun sevdiğin kadını unutamıyorsun ama başka kadınla evleniorsun kadın aq evde resmen şeytanla yasiyordu iyi ki de seni bıraktı gitti ne düzelmez bir malsin al böyle bir 20 yaşındaki cocuk gelir seni yerle bir eder offff baya iyiydi acaba sonda hikayeyi kabul edecek mi ben her bölüm ayrı bir ters köşe oldum eee küçücük çocuk yaptığın kötülüğü unutmadi geldi sana gosterdi gününü baya da güzeldi bence izlemeniz lazım sadece altını çiziyorum benim fav oyuncum choidir bütün dizilerde filmlerde normal hayatında ama gidip de 54 yaşındaki kadınla 24 yaşındaki oğlana bari öyle sahne koymazsın amk benim hiç hoşuma gitmedi o sahne ama genel olarak ben baya beğendim ikinci sezon bir an önce çıksa da izlesekkk✨🌷🩷
GURBET Sılanın kokusu, hazı bir başka. İlkbaharı kışı, yazı bir başka. Kavuşsam gerek yok, saraya köşke. Seyran olur bana, ana ocağım. Bayram olur bana, baba ocağım. Evim bağım bahçem, köyüm minârem. Mahrum olduğuma, kör sağır âlem. Silmiş defterinden, çoğu sülâlem.…devamıGURBET
Sılanın kokusu, hazı bir başka.
İlkbaharı kışı, yazı bir başka.
Kavuşsam gerek yok, saraya köşke.
Seyran olur bana, ana ocağım.
Bayram olur bana, baba ocağım.
Evim bağım bahçem, köyüm minârem.
Mahrum olduğuma, kör sağır âlem.
Silmiş defterinden, çoğu sülâlem.
Üç beş eş dost ahbap, anam bekliyor.
Babam ağladıkça, kalbim tekliyor.
Biletimi alıp, yola düşünce.
Derin ırmakları, dağı aşınca.
Gölgem büyüdüğüm, yere düşünce.
Seyran olur bana, ana ocağım.
Bayram olur bana, baba ocağım.
Kayıp yıllarımı, bavula koysam.
Ferhat olup gurbet, dağını oysam.
Varsam memlekete, çayımı koysam.
Doysam manzaraya, doysam vuslata.
Bir "Kün!" dese yeter, Rabbim hasrete.
Biletimi alıp, yola düşünce.
Derin ırmakları, dağı aşınca.
Gölgem büyüdüğüm, yere düşünce.
Seyran olur bana, ana ocağım.
Bayram olur bana, baba ocağım.
Bestelenmiş halini YouTube kanalımdan ve tüm müzik platformlarından dinleyebilirsiniz.
Mutlu Kılıç
Çukurda Bir Sabah beklentimi tam olarak karşılamayan kitaplardan biri oldu. Konusu ilk başta dikkatimi çekse de ilerleyen bölümlerde anlatım bana biraz yavaş geldi. Bu yüzden okurken zaman zaman ilgimi kaybettim ve kitabın beni içine çekmesini beklerdim. Bununla birlikte kitap, insanların…devamıÇukurda Bir Sabah beklentimi tam olarak karşılamayan kitaplardan biri oldu. Konusu ilk başta dikkatimi çekse de ilerleyen bölümlerde anlatım bana biraz yavaş geldi. Bu yüzden okurken zaman zaman ilgimi kaybettim ve kitabın beni içine çekmesini beklerdim. Bununla birlikte kitap, insanların zor koşullar altında verdiği mücadeleyi ve yaşadıkları zorlukları anlatması bakımından düşündürücüydü. Verilmek istenen mesajlar anlamlı olsa da anlatım tarzı bana pek hitap etmedi.
Genel olarak kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum, ancak benim okuma zevkime uygun değildi. Bu nedenle bende çok güçlü bir etki bırakmadı.
Her şeyin kendine özgü bir güzelliği, bizzat kendisinden gelen ve eksiksiz bir güzelliği vardır; övgü bu güzelliğin bir parçası değildir. Övgü, övülen şeyi ne daha kötü, ne de muhteşem yapar. Bunu herkesin güzel saydığı şeyler için de, mesela maddi şeyler…devamıHer şeyin kendine özgü bir güzelliği, bizzat kendisinden gelen ve eksiksiz bir güzelliği vardır; övgü bu güzelliğin bir parçası değildir. Övgü, övülen şeyi ne daha kötü, ne de muhteşem yapar. Bunu herkesin güzel saydığı şeyler için de, mesela maddi şeyler ve sanat için de söylüyorum. Güzel olan bir şeyin başka bir şeye ihtiyacı var mıdır? Yasa, gerçek, saygınlık, cömertlik gibi. Bunların hangisi övüldüğü için iyidir, ya da hangisi yerildiği için mahvolmuştur? Zümrüt çirkinleşir mi övgüler düzülmezse? Ya altın, fildişi, mor renk, lir, hançer, çiçekler, çalılar?
Marcus AURELIUS
Kendime Düşünceler
Film tam “yüksek tempo aksiyon” diye başlıyor ama ilerledikçe biraz fazla abartıya kaçıyor gibi hissettirdi. Dağ ortamı ve gerilim güzel kurulmuş, özellikle bazı sahnelerde gerçekten stres yapıyorsun. Ama hikâye ilerledikçe mantık ikinci plana düşüyor. Bazı kararlar ve olaylar fazla zorlanmış…devamıFilm tam “yüksek tempo aksiyon” diye başlıyor ama ilerledikçe biraz fazla abartıya kaçıyor gibi hissettirdi. Dağ ortamı ve gerilim güzel kurulmuş, özellikle bazı sahnelerde gerçekten stres yapıyorsun.
Ama hikâye ilerledikçe mantık ikinci plana düşüyor. Bazı kararlar ve olaylar fazla zorlanmış geliyor. Bu da zaman zaman kopmana sebep oluyor.