Elbette tarihin en iyi filozoflarından biri olan Platon'un, ondan daha iyi olan Yunan felsefesinin kurucusu olan pek saygıdeğer hocası Sokrates'in düşüncelerini, sözlerini, mahkeme savunmasını derlediği kitabını eleştirmek gibi bir densizlik yapmayacağım. Sadece hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Bunlar olumlu-olumsuz eleştiri…devamıElbette tarihin en iyi filozoflarından biri olan Platon'un, ondan daha iyi olan Yunan felsefesinin kurucusu olan pek saygıdeğer hocası Sokrates'in düşüncelerini, sözlerini, mahkeme savunmasını derlediği kitabını eleştirmek gibi bir densizlik yapmayacağım. Sadece hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Bunlar olumlu-olumsuz eleştiri olarak algılanmasın. Dediğim gibi ben böyle bir densizlik yapamam.
Yıllar yılı, -çok da değil aslında- sosyal medya hatrı sayılır bir kullanıcıya ulaştığından ben de onlardan biri olduğumdan beri hep duyduğum, ara ara kendimin de kullandığı bir tabirdi; ''Sokrates'in savunması gibi.'' Fakat hiç kitabı açıp okumak gibi bir düşüncem olmamıştı. Biraz olsun, -duyduklarım kadarıyla- kitap hakkında bilgi sahibiydim. Fakat dediğim gibi bunlar birazdan ibaretti. Ben de bu biraz birazla kalmasın deyip kendimi kitaba başlama konusunda ikna ettim ve iknamın hemen ardından başlayıp 3 ay gibi bir sürede kitabı tamamladım. Kitabı okurken bu kadar zaman uzatmamın sebebi kitabı sindirerek, başta Sokrates olmak üzere beraberindekilerin fikirlerini daha iyi anlamak ve zihin süzgeçimden geçirmek istememdi. O yüzden de bir çırpıda oturup bitirmek yerine düşünüp benimseyerek okudum.
Kitabı parçalarına ayırmak gerekirse ilk başta karşımıza Sokrates'in yargılanmadan önceki süreci gelir. Burada onu yargıya, mahkeme huzuruna çıkaran sebebi okuruz. Ardından da karşımıza o harika ötesi, bugün dünyanın en iyi avukatlarıda toplansa yapamayacağı mahkeme savunmasını içeriyor. Üçüncü bölümde ise bu savunmanın hiçbir işe yaramadığını cezanın uygulandığını okuyoruz.
Çok tuhaf. Bundan asırlar, asırlar, asırlar ve asırlar önce yaşamış bir adamın düşünceleri bir öğrencisi tarafından kaydediliyor ve günümüze ulaşmayı başaran bu düşünceler, bugün bazı kişiler tarafından mizah malzemesi yapılsa da tarihin filozoflarına, günümüzün felsefecilerine yön veriyor ve okurken bizleri de düşünmeye itiyor. Düşünmeye itmesi, sorgulatması gerek. Zira 'okumak için okuyayım.' denilecek bir kitap değil. ''Birileri sorarsa en azından okudum derim.'' denilebilecek bir kitap hiç değil. Okurken düşünmek, Sokrates'in ahlak felsefesini iyi anlamak gerekir. Bu sebepten ötürü ilgisi felsefe olmayanlara, felsefeden, uzun uzun filozof düşüncelerinden sıkılanlara tavsiye edeceğim bir eser değil. Kıymetli bir parça. Milattan önce 309. yılından günümüze kadar gelebilmiş, birçok kişiyi etkilemiş düşüncelerin toplandığı nadide bir eser. O sebeple ilginizi çekmiyorsa hiç girişmeyin.
Sokrates'in düşünceleri konusunda geri adım atmayışını, ölümü pahasına olursa olsun bunları savunmasını bir kenara bırakıyorum. Kendi düşüncelerini aktarırken, beraberindekilere kabul ettirmeye çalışırken -böyle bir gayesi olduğunu da sanmıyorum, o sadece fikir beyan etti ve kendini savundu- o kadar seçkin cümlelerle bunu yapmış ki karşıdakiler anti argüman dahi sunamıyorlar. Sunsalar bile bunlar çürüyor. Aslında sadece buradaki argümanlardan, anti argümanlardan dahi Sokrates'in ne kadar bilge biri olduğunun çıkarımını yapabiliriz.